Sen Çal Kapımı 35. Bölüm

Sen Çal Kapımı 35. Bölüm

SUBTITLE'S INFO:

Language: Turkish

Type: Human

Number of phrases: 2249

Number of words: 12289

Number of symbols: 73277

DOWNLOAD SUBTITLES:

DOWNLOAD AUDIO AND VIDEO:

SUBTITLES:

Subtitles prepared by human
00:03
(Erkek) Son iki, üç, dört. ("Aytekin Ataş - Sen Çal Kapımı" çalıyor) (Serkan) "Yanlışlarımdan ders alacak kadar olgun değilim" (Eda) "Bu yalan bir mecburiyet, yoksa sana vurgun değilim" "Ama gözlerimde bir ışık, kalbimin tıkırtısı" "İçim içime sığmıyor, ya bu neyin kıpırtısı" "Dön yüzünü gökyüzüne, bak bir aşkın yıldızına, aman" "Parlayacak, sönecek, biliyorum" "Her şey olur, her şey biter" "Bir yıldız gökyüzünde kayar yiter" "Her şey olur, her şey biter" "Yalnızlık hep aynaları mesken tutar" (Erkek ses) 20 Mart için Eda Yıldız ve Deniz Karsu adına... ...resmî bir kayıt oluşturulmuş. Yani 20 Mart, gerçek bir nikâh tarihiymiş. Anladım. Serkan! (Selin) Serkan, Serkan gel! Eda yok! -(Selin) Eda yok! Eda yok! -(Serkan) Ne demek yok? Bilmiyorum! Bir an baktım vardı, bir an baktım, yoktu!
01:33
-Ne demek yok oldu? -Bilmiyorum. -Bir baktım yoktu. -Düştü mü? Bilmiyorum, düştü herhâlde. Nereye gidecek? (Serkan) Eda! -Eda, neredesin? -(Deniz) Eda! (Erkek) Karşıdaki tekneden biri düştü, yardım edelim. Hadi, çabuk olun! (Gerilim müziği) -Neredeydi en son? -Yok, o tarafta da yok! -(Selin) Serkan ne yapıyorsun? -Ne demek ne yapıyorum? -Arkasından atlayacağım. -(Erkek) Eda Hanım bulunmuş. Bulunmuş. (Erkek) Başka bir tekne fark edip, kurtarmış. (Gerilim müziği) (Duygusal müzik) -(Erkek) Şunu sırtınıza alın. -Teşekkür ederim. Merak etmeyin, güvendesiniz. Çok sağ olun, gerçekten. Bakın, şu açıktaki tekneden düştüm. (Eda) Hatta galiba Serkan beni arıyor. (Erkek) Birazdan orada oluruz. Tekneye haber verin kaptana. Kıyıya yanaşsınlar. Siz de şunu alın, aşağı inip saçınızı kurulayın. -Aşağıda fön de var. -Çok sağ olun. (Gerilim müziği) Eda, iyi misin? -Serkan. -(Serkan) İyi misin? İyiyim, çok korktum sadece.
03:50
-(Serkan) Bir yerinde bir şey yok? -Eda'm, iyi misin? (Eda) İyiyim Deniz. Düştüm işte. Nasıl düştün, nasıl oldu yani? Ayağım kaydı, Kemal Bey beni düşerken görmüş. Beni hemen teknesine aldı, ısıttı. Bir şeyler verdi üstüme, sağ olsun. Neyse, tamam, önemli olan iyi olman şu an. Teşekkür ederiz. Estağfurullah. Hanımefendi şanslıymış. Gerçekten çok teşekkür ederim size. Yani nişanlımın hayatını kurtardınız. Kim olsa aynısını yapardı. -Edacığım, iyi misin? Çok korktuk. -İyiyim. Aslında bir hastaneye gitmekte fayda var. Yok, gerek yok. Sakarlığımdan oldu zaten. Eve gitsem yeter. Bu arada bizim iki gün sonra düğünümüz var. Sizi aramızda görmek isteriz. (Eda) Çok memnun oluruz gerçekten. Gerçekten çok isterdim. Ancak yarın İstanbul dışında olmam gerekiyor. Çok önemli işlerim var. Hayat sürprizlerle dolu. Belki yine karşılaşırız. Yine de nazik davetiniz için teşekkür ederim. O zaman ben teşekkür ederim. Çok sağ olun gerçekten. -Hadi, ısıtalım seni. -Dikkat edin kendinize. Sağ olun. Deniz, ben kolyemi düşürdüm. -(Deniz) Ne? -(Eda) Kolyemi düşürdüm. -Kolyenin sırası mı? -İyi günler.
05:12
-İyi günler. -(Deniz) Isıtalım seni bir an önce. (Duygusal müzik) Üzülme artık lütfen, yani... Giden gitti. Ne yapacaksın ki Dada'm? O kolye benim için çok değerliydi Melo, biliyorsun. Kendimi kurtardım ama bulamadım işte kolyeyi yani. Gitti, kurtaramadım. Canım, cana geleceğine mala gelsin. Eniştem sana yenisini alır. Ne demek yenisini alır? Nasıl alsın yenisini? İki gün sonra nikâh var biliyor. Ama bir gram hareket yok. Bu yalan, dolan bu, sahte bu davetiye. Gerçek değil ki bu. Sen böyle biliyorsun Melo. O gerçek olduğunu düşünüyor. Yani ona rağmen kılını kıpırdatmıyor, delireceğim! Ne yapayım ben, iyice gözüne sokmak için... ...gerçekten nikâh masasına mı oturayım? Şey mi diyorsun yani... ...hani... ...nikâh masasına gerçekten... ...otursan mı acaba? Vallahi aklıma şu an böyle bir şey geldi de yapalım diyorum. Bence bu çok iyi fikir. Bu bana Serkan'ı geri getirecekse... ...ben her şeye razıyım. -Bu neye benziyor, biliyor musun? -Sevdanın son kurşunu.
06:57
Köprüden önceki son çıkış. Hani böyle köprüyü geçersem artık karşı taraftayım. Papatyam. Gel, ver şu parmağını. Tak şunu. Tamam. Nazar boncuğu. Sana nazar değiyor ya. (Ayfer) Senin o güzelliğine... ...o güzel kalbine sürekli nazar değiyor. Doğru değil mi? Bir suya düşmediği kalmıştı ya! -Düştü. -Düştüm. Kolyemi de kaybettim. (Eda) Tamam halacığım, sağ ol. Takarım ben. Tamam, hiç çıkarma. Ne olacak bu, ha? İki gün var. Ne zaman iptal ediyorsunuz? (Ayfer) Hı? Ne? Ne zaman iptal? İptal değil o hala, yani ben nikâh masasına oturacağım. Serkan'ı bana geri getirecekse... ...ben o nikâh masasına oturmaya razıyım. Bir dakika! Öyle bir şey duymadım! Böyle bir şey olmayacak! Sen delirdin mi? Ne yapacaksın? Serkan sana gelsin diye nikâh masasına gerçekten oturacak mısın? Hala, bu son şansım ya. Son umudum! Ya kızım, sen ne yaparsan yap... ...bu anlamadı işte. Ne olacak? Sen nikâh masasına oturunca Deniz'le... ...birdenbire böyle aa deyip, hatırlayacak mı?
08:17
Aa! Aşk olsun Ayfer abla. Gayreti sever kader. Ayrıca aşk söz dinlemez ki. -Değil mi? -Evet. Ne güzel, felsefe süper! Ama pratikte olmuyor, olmuyor! Ama enerji diye de bir şey var. Pozitif enerji diye bir şey var. Artık buna bir şey diyemezsin be kadın! Yani tamam, eyvallah, anlıyorum ama... ...Eda'nın bütün gayretleri netice verdi. Yani Serkan onu hatırlamıyor olabilir. Ama bir şekilde, ne yaparsa yapsın... ...kendini Eda'nın yanında buluyor. Yalan mı yanlış mı sen söyle. Gerçekten öyle hala ya. Bana karşı koyamıyor. Ben bunu biliyorum, ki bence bunu hepimiz biliyoruz. Hah! Ben Dada'm ne yaparsa yapsın arkasındayım. Bak, yemin ederim, gerçekten beni şu an... ...yani ben bu oyunu yaptığımda hatırlamıyorsa... ...Serkan defterini kapatıyorum. Serkan defteri olmazsa kapanacak! Ama son iki günüm hala. Yani son iki günde... ...elimden geleni yapmak zorundayım. O zaman ben aşk seferberliği ilan ediyorum. Bu bir aşk seferberliğidir. Var mısın benimle hala? -Varım, varım, varım. -Ben de varım.
09:25
Varım. -(Melek) Sen de varsın. -(Ayfer) Ay, ya! Varsın, varsın, varsın! Sen de varsın! Tamam, aşk için, aşk için! (Ayfer) Ya bu nasıl, bu iki kafa bir araya geldi böyle? Bence gayet güzel bir kafayız. Bugüne kadar bulunmuş en güzel fikir bu. Ya çok güzelsiniz. Tamam. Biz bu fikri nasıl bulduk, sen biliyor musun? -Kafa kafaya verdik. -(Ayfer) Belli. Ne demek ya her şey bitti? Abi, ben inanamıyorum. Sen ciddi misin? Ciddiyim Engin, çok ciddiyim. Bitti, basbayağı bitti. Yok, yok, bırakma abi peşini. Bırakma peşini ya, git üstüne! Neyin üstüne gideceğim Engin? Hem evleniyor, iki gün sonra evleniyor. -Ya, ne? Evleniyor mu? -Evet. Evet. Ama Ceren hepsi bir oyun dedi bize. (Engin) Anket sorularında... ...geçen gün görmedin mi, nasıl panik oldular ikisi de. Gerçek değilmiş. Ceren yanlış yönlendirdi. Kafasında bir şeyler uydurdu Ceren. Oyun falan hiçbir şey yok. Tek bir gerçek var. O da Eda iki gün sonra, 20 Mart'ta evleniyor. Yok, hayır. Yanılıyorsun abiciğim. Başka bir gerçek daha var ki...
10:38
...sen de Eda'ya âşıksın abi. Bu çok bariz belli. Bence bir tekrar konuşmayı denesen. Engin, nesini konuşacağım? Eğer beni seviyor olsaydı, başkasıyla evlenmezdi. Değil mi? Evlenmezdi. Ne diyebilirim? Eda benden vazgeçti. O yüzden Eda falan bitti. Tamam mı? Konu kapandı, bitti. Deniz, ben yenildim. İkinci defa yenildim Eda'ya. Yani Serkan'ı bir şekilde ondan uzak tutamıyorum. Defilede olanlar, teknede olanlar. Serkan'ın ödü koptu Eda'ya bir şey oldu diye. Selin, hemen pes etme bak. Bir sakin ol önce. Nasıl pes etmeyeyim Deniz? Yapmadığımız ne kaldı? Bitti diyorum, anlamıyor musun? Şu anki bütün endişen, paniğin bence ikimizin fotoğraflarıyla ilgili. Nasıl panik olmayayım Allah aşkına? Yani bu kimse, durmaya niyeti yok. "Kibarca, kırmadan dökmeden Serkan’dan ayrıl. Yoksa daha kötü bir yere gider!" Ha sildin ve her şey bitti, öyle mi? Tabii ki hayır Selinciğim. Bak, eğer kazanmak istiyorsan güçlü olman lazım. Tırnaklarını geçirmen lazım, daha çok tırmalaman lazım. Daha hedefe odaklanman lazım. Bu öz güven nereden geliyor, gerçekten merak ediyorum. Bu öz güven nereden geliyor? Çünkü artık Eda'yla sahte bir nikâhım yok.
12:02
Resmî bir nikâhım var. Ne? Nasıl yani? Serkan kurcalamaya başlayınca ben de gidip kendi önlemimi aldım. Resmî olarak başvurdum. Artık Serkan da gerçek bir resmî nikâhımız olduğunu biliyor. Yani burada sana düşen artık aynı benim yaptığım gibi... ...Serkan'la o nikâh masasına oturmak. Fotoğraflar ne olacak? Fotoğraflar ne olacak? Fotoğrafları kimin yolladığını bir şekilde bulacağız. Benim aklıma kimse gelmiyor. Yani Selin, etrafındaki herkes olabilir, herkes. Ama kim? (Duygusal müzik) (Geçiş sesi) (Geçiş sesi) (Geçiş sesi) (Duygusal müzik) (Geçiş sesi) (Geçiş sesi) Gel bakalım. (Geçiş sesi) (Geçiş sesi) -Deniz, ben kolyemi düşürdüm. -Dikkat edin kendinize. -(Deniz) Ne? -(Eda) Kolyemi düşürdüm. (Geçiş sesi) (Martı sesleri) (Serkan) Bu ne ya? Yok artık ya! Hayır! Bakma, bakma, Serkan bakma! Eda'ya bakmayacaksın! Eda bitti artık! Bakmayacaksın, bak-ma!
14:30
Bakma! Hadi ışık! Yok artık, Eda bitti! (Serkan) Bitti bu iş. (Müzik) -Günaydın. -Günaydın. Ne kadar hoşnutsun beni gördüğün için. Hı? Dün düştüğüm yerde boğulsaydım herhâlde memnun olurdun. Yok öyle bir şey. Zaten müstakbel kocan yeteri kadar sevindi. Yani o yüzden benim ne düşündüğümün ne önemi var? Haklısın. Ortak olmamız dışında ne düşündüğünün pek bir önemi yok. Evet. Ne kadar naziksin. (Eda) Biraz da gülümse. Evet. (Serkan) Ne oluyor yani, şimdi ne oluyor? Yani gerçekten bu yoğunluğun sebebi nedir? (Engin) Abi, inanılmaz bir durumla karşı karşıyayız. Daha önce siz böyle bir şey yapmadınız ki. Ne, nasıl bir şey? (Engin) Böyle bir şey işte, dün akşamki gibi. İşimizle alakalı olsa ne güzel olacak. (Engin) Öyle de siz bunu neden acaba daha önce yapmadınız? Bunu? Abi, süper! Engin, mimarlık şirketiyiz biz! Ama öyle deme. Baksana, harika bir defile oldu. Sonra Ateş Bey'in basın açıklaması. O da muazzamdı.
16:14
Herkes Art Life'ı konuşuyor. Bu girdiğimiz, aldığımız proje inanılmaz ilgi çekti. Üstelik burada telefonlar falan susmuyor yani. İş için arayanlar değil, gazete ve dergilerden de arıyorlar. Evet, hatta Serkan, yurt dışından çok önemli bir mimarlık dergisinin... ...mimarlık diyorum, editörü de aradı. Bu arada ufak bir 'fan' kitleniz de oluşmuş olabilir. Hayranlarınız sizi görmek için can atıyorlar. -Nasıl ya? -(Engin) Evet. Siz ciddi misiniz? (Telefon çalıyor) Vallahi gayet ciddiyiz Bakın şu an kim arıyor. (Telefon çalıyor) Şaka yapıyorsun! (Ferit) Efendim Süha Bey? Merhabalar, buyurun. (Telefon çalıyor) Ay, yine bilinmeyen numara arıyor! Gerçekten korkuyorum artık bilinmeyen numaraları açmaya! Açın, belki önemli bir şeydir. (Telefon çalıyor) Ay! (Telefon ısrarla çalıyor) Alo? Evet, benim. Ne? Benim adıma bağış mı yapılmış? Ne derneğine bağış yapılmış? Aa! Bağış yapanın adını öğrenebilir miyim? Anladım. Ne demek, rica ederim. Tabii, güle güle kullanın. İyi günler. Ne olmuş? Ne derneği, ne bağışı? Alex bizim adımıza bir derneğe bağış yapmış da.
17:35
Teşekkür etmek için arıyorlar. İyi bari, güzel bir şey için kullanmış parayı. Ne derneği? Uzaylı İstilasına Karşı Tavır Alanlar Derneği. Resmen bizimle dalga geçiyor bu adam! -Böyle dernek mi açmışlar ya? -Açmışlar demek ki. (Telefon çalıyor) Al, Ayfer arıyor. Ayfer, neler oldu bir bilsen. Seni de mi aradılar? Şimdi bayılacağım! -Ne olmuş? -Hangi dernek? Ne derneği? Vefasızları Unutamayanlar Derneği. Size nispet ediyor. Bu Alex beni öldürecek! Boyu posu devrilsin inşallah! Ay, başıma ağrılar girdi! Alalım o makbuzları, çerçeveletelim Ayfer! Tamam, hadi. Ay, fenalık geldi! Tamam canım, hadi görüşürüz. Ay! -Ben size ilaç getireyim mi? -İstemiyorum ilaç falan! O bizi ihbar edeni bulana kadar benim içim rahat etmeyecek! İnşallah uyuz olur da... ...kendisini kaşıyacak tırnak bulamaz! İnşallah yorganı kısa gelir! İnşallah ölür de öldüğü gün ölüme çare bulunur! -Aa! -İnşallah o iki gözü... ...tek delikten bakar! Bu ne biçim bedduaysa! Ah! Bunlar ne biçim beddualar ya! Yaratıcılığınızı konuşturup, insanlara böyle beddua edemezsiniz!
18:50
Onların da bir hayatı var, onların da bir yaşamı var! -Sana ne oldu böyle birden? -Yok bir şey. -Niye böyle çıldırdın? -Yok. Sen üstüne mi alındın? Bir bak bakayım yüzüme. (Aydan) Ben gözünden anlarım. Bak, gözüme bak. Gözüm burada, gözüme bak. Havaya değil, tavana değil, bana bak. Seyfi, gözüme bak! Seyfi, gözüme bak! -Seyfi? -Aydan Hanım. İş açısından iyi bir şey değil bu. Tamam mı? -Gayet iyi bir şey abi. -Değil Engin! Gayet iyi, uzatma, tamam, gayet iyi! Ayrıca bu da bizim işimizin bir parçası yani. PR, reklam, bunlar hep bizim işimizin bir parçası. Böyle düşünme abiciğim, lütfen ya. Hadi gel hayatım, gidelim biz. Serkan da... Adamın 'fan'ları oldu ya! 'Fan, fan' diyorum aşkım. (Pırıl) Tamam Engin, tamam. Hayır yani, niye bu kadar rahatsız olduysan? Neden mi rahatsız oldum? Çünkü biz mimarız. Ben bir mimarım, sen bir peyzaj mimarısın. Tamam mı? Bu, bu saçmalık! Dünya üzerinde yok! Yani biri hayal kursa, böyle bir hayal kurulmaz! Anladın mı? Yani bu ne? Bu ne yani? 'Billboard'lardayız, dergilerdeyiz! Böyle bir şey yok! Yani bu senin hatırlamadığın bir yılda da olmuştu ama. Böyle bir şey yoktu bir yılda. Eminim böyle bir şey yoktu.
20:07
Ben böyle bir şey yapmam, böyle bir şeyi kabul etmem. Sırf defilede yürüdük diye, yani böyle bir dünya mı var Allah aşkına? Her güzel şeyden rahatsız oluyorsun zaten. Güzel falan değil. Güzel olan beni rahatsız etmiyor. Ben bu şirketin geleceğini düşünüyorum. Bilmiyorum işte, güzel olan şeyler seni rahatsız ediyor. Her şey senin istediğin gibi olsun istiyorsun. Evet Eda, evet. Her şey senin düzenine uygun olsun istiyorsun... ...ama hayat öyle değil. Hayatın akışında bu yok. Biraz kendini bırak. Yani hayat akıyor ama sen umursamıyorsun. Neyi bırakayım? Yani kusura bakma, işten başka her şey konuşuluyor! İşimiz konuşulmuyor! (Bağırıyorlar) Ya ne oluyor ya? Leyla, sustur bunları ya! Ofis değil burası gerçekten yemin ediyorum! (Üst üste konuşuyorlar) Al işte! Bu mu? Bu? Bu mu akış? Bu mu? Çok güzel! Ne güzel işte, akışa bırak! (Üst üste konuşuyorlar) (Eda) Hah, yine geç kaldın. (Selin) Edacığım, kart basmamı ister misin girişte? Hani böyle kapılarda bekleyip, saat tutmana gerek kalmaz. Yerinde olsam acele ederdim. Of! Yeter be!
21:27
Geri kaç! Çık! Serkan Bey, lütfen! -(Leyla) Çık! -Dışarı! (Selin) Ne oluyor burada? -Sağ ol Leyla. -(Leyla) Sen bana dil mi çıkardın? -Ne oluyor Serkan burada? -Ne demek ne oluyor? Ne demek ne oluyor? Al işte bu oluyor! -Ne zaman bitecek bu olay ya? -PR sorumlusu sen değil misin? (Selin) Ben bunun PR sorumlusu değilim! -Benim PR sorumlum değil misin? -(Selin) Bu defileyle ilgilenmiyorum ben. Sırada ne var Serkan? Başka defileleri mi kabul etmeyi düşünüyorsun? Ne alaka şimdi başka defileler? Kusura bakma da bir ricada bulundular. -Yardım amaçlı bir defile olduğu için. -Hep bir bahanen var zaten! Bahaneleri sevmediğimi gayet iyi biliyorsun, tamam mı? Yani o yüzden neyse o! Aynı zamanda hesap sorulmaktan da... ...pek hoşlanmıyorum! -Bak, sana bir şey söyleyeceğim. Ben bunlar için senin yanına dönmedim. Ben böyle davranılmayı hak etmiyorum, anladın mı? Bir karar verdiysen, o kararının arkasında dur! Selin, şu an ne alakası var? Selin, bir durur musun? (Serkan) Selin! Selinciğim, burada mıydın? -Hoş geldiniz. -Ben de sana bakıyordum. Yüzüğümüzü taktık da. Sen bayağı merak ediyordun ya. Parmağımda görünce rahat edersin dedim. -Çok rahat ettim. -Belli. -Tebrikler. -Teşekkürler. Sağ ol. Serkan, toplantı yapalım demiştin bu restorasyon işiyle ilgili.
22:42
Ondan geldim. Ben o zaman bir Engin'le konuşayım. O toplantıyı hemen ayarlayalım. Suratını gördün, değil mi? Sırf yüzüğü gördüğü için bozuldu o kadar. Evet, yüzüğü görmesi şarttı. Eda bak, bu fırsatı çok iyi değerlendirmemiz lazım. Artık hata yapamayız, açık veremeyiz. Gerekirse o nikâh masasına oturmamız şart. Evet, ben de öyle yapmayı düşünüyorum zaten. Bu nikâhın gerçek gibi gözükmesi için elimden ne geliyorsa yapacağım zaten. Umarım nikâha gerek kalmaz Deniz. Ben de öyle olsun istiyorum ama... Hadi başlayalım o zaman. Gidelim, herkesi davet edelim. Hadi. Ciddi ciddi evleniyorlar! Bak sana söyleyeyim, oyun falan değil. Cidden evleniyorlar bunlar. Nasıl yani? Emin misin abi? Yüzük falan yani. Yüzüğüm, yüzüğüm, yüzüğünü gösteriyor ya! Aa! -İyi, tamam da... -Hayır Engin, artık bitti! Eda falan duymak istemiyorum! İstemiyorum, artık bitti! Oyun falan da yok, bitti! Eda istemiyorum! Abi, iyi de oyuna yeni oyuncular soktuk hatırlarsan. Deniz'i ne yapacağız? Deniz'i ne yapacağız? Tamam, rica ediyorum, sen artık... ...Deniz'le ilgileneceksin. Çünkü ben bu adama katlanamayacağım! İyi, tamam. Ben bakarım bir çaresine de...
24:09
-Şey takılıyor benim aklıma ya Serkan. -Ne? Şimdi yüzük sahte falan olmasın? -Aa! Ne yapıyorsunuz be? -Gel buraya! Buraya gel! -(Seyfi) Gelmeyin! Ne yapıyorsunuz? -Sen bizi nasıl ihbar edersin? Ne yapsaydım, sokaklara mı düşseydim siz gidince? Yani sizin için yaptım aslında. Özrü kabahatinden büyük! İnanmıyorum buna ya! Dur diyorum sana! Ya soruyorsunuz, söylüyorum işte! Kötüyü boşu boşuna dışarıda aramışım. Yılan içimizdeymiş! Yılan demeyin bana! Beni yılanlıkla betimlemeyin. Siz yılan sevmezsiniz. Ben sizin iyiliğiniz için yaptım. Vallahi kötü bir niyetim yoktu. İyiliğin buysa, kötülüğünü düşünemiyorum Seyfi! Özür dilerim. Hadi beni affedin. Affetmek mi? Çabuk bavulunu topla, bu evden çık git! -Ne dediniz siz? -Kovuldun. -Yok canım. -Evet canım, öyle. Kovuldun! -Bu yüzden adam mı kovulur? -Asıl bu yüzden kovulur! -Git çabuk buradan! -Bak, giderim ha! Ha, ben git dedim zaten! Peki. Ben gururlu bir insanım, giderim. Siz beni az önce duydunuz mu? Gidiyorum dedim! İki cümle önce ben dedim zaten, git! Buraya kadar gittim, bundan sonra da giderim bak.
25:21
Sadece iki adım gittin, ilerle! Böyle böyle gidilir işte. (Seyfi) Üzülürseniz de arayın! Bak çok gitmemişken pişman olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Gitsene sen, git! Nikâh sonrası ben bu mekânı öneriyorum. Hem çok şık hem de manzarası harika. Yemekler peki? Biz et menüsü istiyoruz Deniz'le. (Deniz) Evet, tercihimiz o yönde de. Etleri çok güzel, kendi çiftlikleri var zaten. (Kadın) Ben de lezzetine kefilim. Dans? Deniz, dans edelim. Tango mu yapsak? (Deniz) Tabii ki. Tango yapmayı biliyor musunuz? Tabii, ikimiz de gayet iyi biliyoruz. Çok da hâkimiz. Çok güzel. Zaten canlı müziğimiz olacak. (Kadın) Ben de tango için gerekli hazırlıkları yaparım. Serkan, sen tango yapıyor musun? -Hayır, yok. -Nasıl? Dans etmeyi sevmiyorum. Ama tango aşkın dansı, tutkunun dansı. Yani çok şey kaçırıyorsun. Hayır, ilgilenmiyorum. Sen bilirsin. -(Serkan) Of! -Serkan Bey, bölüyorum ama... ...Tarık Bey aradı. Projede bir hata varmış. Bir bakmanızı istiyor. Tamam, hata o bir...
26:47
Evet, ölçüler yanlış. Hata mı? Sen hata mı yaptın? Ve sen yaptığın hayatı kabul mü ettin? Hata benim suçum değil Eda. Yani bu düzensiz ortamda kim çalışırsa hata yapar. Yani konsantre olamıyorum ya, çalışamıyorum ya. Bunu defalarca sana söylüyorum ya, haftalardır. -Dikkatini ben mi dağıtıyorum? Anlamadım. -Evet, biraz. Biraz değil, biraz nazik oluyor. Fazlasıyla evet. Biz gayet çalışıyoruz ciddi ciddi. Tango da... Tango, tango, tango! Burası mimarlık ofisi, tango değil. Serkan, tango çok ciddi bir danstır. Evet ama mimarlıkla bir alakası yok tangonun. Bizim yaptığımız iş... Ben başka bir yerde çalışacağım. Sizin iş dışı her bir şeyinize engel olmayayım! (Leyla) Şey yapayım ben de o zaman iş olarak. Serkan Bey. Hak ettim ben! İnsan sevdiğine bunu yapar mı? Yapmamalıydım. Nereye gideceğim ben şimdi? Serkan Bey'e mi gitsem? Yok, annesini ispiyonladım. İstemez ki beni. Ayfer Han... Ayfer Hanım da olmaz.
27:58
İlkokuldaki sıra arkadaşıma mı gitsem? Yok, onu da kopya çekiyor diye ispiyonlamıştım. Hiç dost biriktirmemişim. Gidecek kimsem yok. Ne yapacağım ben şimdi sokaklarda? Gitti mi acaba bu? Nereye gidecek ki? Kedi gibi kalmış orada. Aman. Sen hâlâ gitmedin mi? Arkadaşlarım bana gel, bana gel diye mesaj atıyor. Hangisine gideceğime karar vermeye çalışıyorum. Sonuçta insanları kırmak kötü bir şey. Seni asla affetmeyeceğim Seyfi! Çok pişman olacaksınız gerçekleri anladığınızda. Beni ihbar etmek neymiş öğrenirsin! Hadi git! Kedi gibi sokakta kaldım! (Müzik) (Geçiş sesi) Sürekli kafamdasın... ...her bir düşüncemin içindesin, beynimi ele geçirdin... ...hayatımı ele geçirdin. Ben bıktım! (Geçiş sesi) (Müzik) (Leyla) Yani Serkan Bey keşke Eda'yla evlen... Şu güzelliğe bakar mısın? Bu büyük aşk nasıl bitti, benim aklım almıyor hâlâ. Çok yakışıyorlar. Vallahi nereden baksan yani. (Erdem) Ama işte hatırlamıyor adam. Hatırlamıyor adam yani.
30:05
Acaba diyorum şey mi, böyle aşırı sert bir cisimle... ...Serkan Bey'in kafasına bir vursak. O şokla şey yapar mı, hatırlar mı? Kendine gelir mi? -Aynen Erdem! -Değil mi? Acayip mantıklı. Erdem, Allah'ını seversen bir kere ya... ...bir kere! -Bir kere ne? Vurayım mı? Saçma sapan konuşma, hadi. Üf! Biz gidecek miyiz yani? Şimdi nikâha gideceğiz, değil mi? Bizsiz olmaz tabii. (Yaklaşan ayak sesleri) Sen ne yapıyorsun burada? Hiç. Gömleğime bir şey döküldü de. Gömleğimi değiştirdim. -(Serkan) Bitmez. -Anladım. Sen ne yapıyorsun? Ne işin var burada? Yat limanı projesinin dosyaları buradaymış, onu almaya geldim. Çalışacaksın yani? Vay. Evet, ben aynı anda iki işi yapabiliyorum. Hem sen çıkıyorum demiştin. Odadan çıkıyorum demiştim Eda, odadan. Çalışmak için. Yani o yüzden müsaade edersen çalışmak istiyorum. Sen neden bana bakmıyorsun? Efendim? Gözüme bakamıyorsun, farkında mısın? Sabahtan beri gözlerime bakmadın da.
31:33
Senin organizatör aşağıda değil mi? Bekletme istersen. Ha, sen oradasın. Kıskandın mı sen beni? Kıskanmak? Yok. Bu, değil mi? Kıskanmak? Hayır, hayal kuruyorsun. -Öyle mi? -Evet, öyle. -Emin misin? -Evet. Hâlâ bakamıyorsun çünkü gözlerime. Düğmemi iliklemeye çalışıyorum Eda. Gözlerime bakmıyorsun ama ben senin kalbinin sesini duyabiliyorum Serkan. Gerçekten ilginç bir insansın. Ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum. Çünkü biraz önce... ...bu gelecekteki olan kocanla bir düğün organize ediyordunuz. Hani Deniz var ya, onunla evleneceksin ya. -Sen de Selin'le evleneceksin. -Evet, öyle. Ama kalbinin sesini susturamıyorsun. Eda, eğer sen beni tanıyor olsaydın o zaman bilirdin ki... ...ben verdiğim sözleri tutan bir insanım. Dediğim şeyi yapan bir insanım, anlatabiliyor muyum? Hayır. Benim tanıdığım Serkan öyle biri değil. Benim tanıdığım Serkan kimseyi dinlemez. Ne isterse onu yapar. İstemediği hiçbir şeyi yaptıramazsın. İstediğim her şeyi yapıyorum Eda.
32:47
Maalesef beni ikna edemedin. Umarım bir gün gerçekleri görürsün ve o gün geç olmaz Serkan. (Hareketli müzik) Evet, Serkan'a oyundan bahsetmen pek işe yaramadı galiba Ceren. Değil mi? Yani bu gizli bilgi Serkan'ın Eda'ya dönmesi için yeterli değilmiş. Öyle anladık, değil mi? Ben bunu neden anlattığımı sana açıkladım zaten Deniz. Evet, anlattın. Onu biliyorum ama anlatmadığın... ...başka bir gizli bilgi var mı merak etmiyor değilim. Hani Serkan'ın Selin'i terk edip, Eda'ya geri dönmesini sağlayacak... ...başka bir gizli bilgi. Ne ima ediyorsun? Çünkü benim anlatacak bir şeyim kalmadı. -Emin misin? -Eminim. Sırları olan sensin Deniz. Benim sakladığım bir şey yok. Saklayacak bir şeyin kalmadı. Peki, sen gidip Serkan'la konuştuğunu Eda'ya söyledin mi? Peki, sen Eda'ya gidip ona âşık olduğunu itiraf ettin mi? Hani Eda'yla benim arkadaşlığımı sorguluyorsun ya. Kendi yaptıklarını neden görmüyorsun? Çok dürüst bir insansın ya, çok iyi bir arkadaşsın ya Deniz. Hadi kalk!
34:05
Git Eda'nın yanına, söyle ona âşık olduğunu. İtiraf et. (Gerilim müziği) Ya seni gözümde o kadar çok büyütmüşüm ki... ...senin yüzünden o kadar fazla hata yapmışım ki. Çok pişmanım! -Şu an af mı diliyorsun benden? -Af mı? Asla dilemiyorum. Kendi yaptığın pislikleri benim üzerimden temize çekemezsin diyorum Deniz. Bir şey yapmadan önce otur, iki kere düşün. Hata yapmamak için! Sen niye bu kadar dalgınsın? Neyin var? Korkuyorum Melo, korkuyorum ya. Kendimi hatırlatmak için her şeyi yaptım ama karşımda duvar gibi duruyor. Bir de resmen iki gün sonra sahte de olsa bir nikâh masasına oturacağım. Hayatla kumar oynuyorum ben, ya tutarsa diye. Tutacak. Serkan senin evlenmene asla izin vermez. Bilmiyorum. Ama mesela bana karşı bir şey hissettiğini biliyorum. Kızım, bazen kalp atışını duyuyorum onun. Böyle o ritmi hissediyorum. Ama tabii Selin var. Selin onu dolduruyor bana karşı. Yani Serkan da nasıl oluyorsa ona güveniyor. Tamam, ne dedik? Dadacığım, ne diyoruz? Bu sevdanın son kurşunu artık. Yani ben seferberlik ilan ediyorum.
35:29
Artık bir savaştayız. Ön cephede savaşıyoruz, asla cepheyi bırakmıyoruz. O aşk buraya gelecek. Yeter artık! (Eda boğazını temizledi) Ceren. Seferberliğe ben de katılabilir miyim? Kızlar, ben çok özür dilerim. Ben çok kötü şeyler yaşadım. Etrafımdakileri, sizi çok kırdım. Kendim çok kırıldım, çok üzüldüm. Ama isteyerek yapmadım hiçbirini. İlaçlarımı kullanmayı bırakmıştım. Ne bileyim yani, çok özür dilerim. Neden bıraktığımı da sormayın. Tamam. Şimdi Ferit bana bir doktor önerdi. Onunla görüşmeye başlayacağım. Fabrika ayarlarıma da geri döneceğim. Eda... ...çok kırdım seni, çok özür dilerim. Ben hiçbiri isteyerek yapmadım, çok özür dilerim. Ben özür dilerim. Çünkü kendi derdime düşüp seni hiç dinlemedim. Hiç konuşamadık. Özür dilerim. Çok özür dilerim. Seni çok seviyorum. Ben seni daha çok seviyorum. Tamam ya! -Ne yapıyoruz şimdi? Onu anlatın. -Yanaş. Sen ne dertliymişsin ya Seyfi. Öyle işte. Sonra da sizi ihbar ettiğimi duyunca kovdu beni. Öyle. Ne? -Ne yapınca? -Sizi ihbar ettiğimi duyunca.
37:07
Ne? Sen bizi ihbar mı ettin? Ne yapıyorsunuz? Görürsün şimdi. Tamam, bir dakika dur. Aydan, hemen buraya gelmen lazım. Acil. Ne oldu? Yine kötü bir şeyler oldu. Birinin kafasına mı vurdun, ne yaptın? Hayır, kimsenin değil. Bizim çocuklarla ilgili. Hemen gelmen lazım. Ne oldu çocuklara? İyiler mi? Bir şey yok! Çık gel işte. -Seyfi'yi de al gel. -Ben buradayım ya. Sey... Ay, bırak o yılanı, Seyfi'yi falan. Üf! Bana dedi. Yılan dedi. Tamam, hadi gel. Çık gel. Duydunuz, değil mi? Yılan dedi bana. Hak ettin mi acaba? Yılanı hiç sevmez! Biliyorum. Sen de biraz yılanlık yapmışsın ama. Nasıl kıydın bize? Sokaklara mı düşseydim? Siz gidecektiniz. Nereye? Sokak mı? Yok ya. Hapse girecektik ama neredeyse. Neyse, tamam. Çay mı koysak? Bir çay mı koysan? -Hadi koyun da gelin. -(Ayfer) Ben? (Eda öksürdü) (Hareketli müzik) Bu koku ne? Nedir bu koku? -Leyla! -Şey...
38:43
...benim parfümüm kırıldı da. Yere düştü. -Ee? -Kötü mü? Eda, biraz fazla kokuyor. Herhangi bir şeyin fazlası kötü ya. Nasıl duruyorsun şu an bu odada anlamıyorum. (Serkan öksürdü) -Mis gibi bence. -Evet. (Serkan) Hayır, böyle çalışılmaz. Vur dedik, öldürmüşsün. Melek, ne yapıyorsun? Boş bardak. Götürüyorum. (Serkan) Yapmana gerek yoktu öyle bir şey. -Aa! -Ne oldu? Ne gördün? (Melek) Böyle bir anda burada gözüme çarptı. Böyle tüller var, uçuşuyor. Beyaz tüller böyle. Kocaman bir masa var burada, görüyor musun bak? Donatılmış bir masa. Serkan... Sizin kahve, değil mi bu? Serkan Bey, bu sizsiniz. Aa! Bir kadın var orada. O kadın hep oradaymış zaten. O kadınla masaya oturur gibi. Yok, siz sarılıyorsunuz bayağı. Bayağı sarılıyorsunuz. (Geçiş sesi) (Geçiş sesi) Hatta sarılıp... ...ömrünüzün sonuna kadar asla bırakmıyorsunuz o kadını. Aa! Fala bak be. Çok güzel.
40:17
Ama nasıl kadın, güzel bir kadın bir de. -Bakayım. -Çok güzel. Kuşlar uçuyor üstünde falan. -Melek, Melek, Melek. -Evet? Ne yapmam lazım o falı? Bunu yıkacaksınız. Güzelce sudan geçirin, kapatın. -O zaman oluyor, değil mi? -Oluyor. O zaman çöpe atacağım. O niyettendir, niyet edin. Niyet edin. Olmadı işte. Yine hatırlamadı, hatırlamıyor. Parfüm sıktım her yere, hatırlamadı, falda da işe yaramıyor Melo! Hayır canım, bir anda pes etmek yok. Tamam, dur bir sakin ol. Serkan Beyciğim merhaba. Sevim Hanım, ne yapıyorsunuz burada? Edacığımın gelinliği, ona özel tasarladım. Provaya geldik. -Eda'nın gelinliği? -Evet. -Buyurun. -Çok teşekkürler. -(Serkan) Of, of, of! -Serkan, iyi misin? -Değilim. -Su vereyim sana. Gerçekten yani ofiste nasıl olur? Sağ ol. Bir şeye stres mi oldun? Hafızanla ilgili bir şey mi oldu? -Bir şey mi hatırladın? -Yo, her şey aynı. Her şey hâlâ aynı. Bak, biraz önce... Benim yüzümden oldu, ben stres yaptım seni. Selin bak, biraz önce tatsız bir konuşma yaşadık ya. Onu bir daha yaşamak istemiyorum, tamam mı? Yani öyle karar vermeler falan.
42:01
Ben ne yaptığımı gayet iyi biliyorum, tamam mı? -Tamam. -Tamam. Bak, ne diyeceğim. Bu İzmir'deki ofisimiz var ya, hani yeni talepler falan gelmiş. Onların hepsine bakmak istiyorum. O yüzden lütfen bir dosya organize et... ...bir ara birlikte bakalım. -(Selin) Tamam, ben hemen hazırlıyorum. Sağ ol. Edacığım, aşkım defiledeki elbiseye göre tasarladım gelinliği. Milimlik hatalar olabilir ama ona bakarız şimdi. Teşekkür ederim. Ben bu kadar kısa zamanda yapacağınızı düşünmemiştim. Aa! Beni hafife alıyorsun, gerekirse bir gecede hallederim. Yapmışsınızdır siz, en iyisini yapmışsınızdır. -Ülkenin en iyi modacısı Melo. -Yapmışsınızdır. Edacığım, kusursuz bir gelinlik. Çok güzel olacaksın. Kusursuz. Yani hayatımın en güzel gelinliklerinden birini tasarladım. Teşekkür ederim. Ee, artık hadi bir giysen de üzerinde görsek mi? Ofiste giyemem, çok zor. Bugün prova yapmazsak mümkün değil yarına yetişmez. O yüzden lütfen ofiste bir yer varsa, giyinirsen çok sevinirim. -Üst kat var da... -Vardır Eda, bir yeri ayarlarız illaki. -Hadi, giy ofiste. Hadi. -Hadi giy de gözümüz güzel görsün. -İyi, tamam. Giyerim. -(Ceren) Çok heyecanlıyım.
43:15
Evet, Sevim Hanım. (Selin) Kolay gelsin. -Sizin düğün de yakındı, değil mi? -Evet, öyle. Süper. Selinciğim, sen kime tasarlatacaksın gelinliğini? Var mı aklında bir şey? Aslında bence siz yapın. Çok yeteneklisiniz zaten, sizi çok seviyoruz. Yani neden olmasın, değil mi Selin? Ben çok sevinirim, zaten Selinciğimi de çok seviyorum. Harika. O zaman ben bir Engin'le konuşayım. Yani bu ofise artık bir... ...düğün neyiyse artık... -Tamam, biz randevulaşırız. -Süper, harika olur. Hadi Edacığım, sen de giy de şöyle bir güzel görelim. (Melek) Şöyle bir salın, gez. Bakalım neler oluyormuş. -(Ceren) Asistan (***). -Gıcık ya! Zahmet etmeseydiniz, ben de alırdım. Aman canım, ne olacak? Hadi bu defalık böyle olsun. Hadi iç, kendine gel biraz. (Kapı zili çalıyor) Aydan Hanım geldi! Hişt, sakin ol. Tamam, sakin ol. (Kapı açıldı) (Ayfer) Geç Aydancığım, geç. Çocuklarla ilgili diyorsun, ne olduğunu anlatmıyorsun. Artık gizemli şeyleri kaldıra... -(Aydan) Aa! -Aydan Hanım. Burada olduğuna niye şaşırmadım acaba? Nereye gidecek? Tabii ki buraya gelecek. Yabancı mıyım ben? Bizi ispiyonladı. Biliyorsun, değil mi?
44:38
Biliyorum ama bizim şu anda daha önemli bir mevzumuz var. Onu halletmemiz lazım, bir arada olmamız lazım Aydan. Aydan. Pis ispiyoncu. Aydan bak, dinle beni. Yani hiç içime sinmiyor bu durum. Onların aşkı öyle kolay kolay bulunacak bir aşk değil. Büyük bir aşk. Hep söyledik, hep. Eda'nın iki gün sonra nikâhı var. -(İkisi birden) İki gün mü? -Evet. -O kadar çabuk mu? -Evet, aynen. O yüzden bir şeyler yapmalıyız Aydan. Geldim kapına, yalvardım. Hiçbir şey yapmadın, umurunda olmadı. Ne oldu? Eda'yı üzdün, ben senin boynuna mı sarılacaktım Aydan? Aman, ne üzmüştüm! Sadece Serkan'ın yaşadığını hemen söyleyememiştim. Hanımlar, bir şey söyleyeceğim. Şimdi doğruya doğru. Bu saatten sonra bir daha sizi aşk vurmaz. Zaten son gelen aşkı da vurup öldürdünüz. Bence olanı koruyalım. Serkan Bey'le Eda Hanım'ın arasını yapalım. Ah canım! Öyle mi küçük ispiyoncu? Bir fikrin mi var acaba? -Bir fikrin mi var küçük ispiyoncu? -Evet. -Sizi çok şaşırtacağım. -Aa! Aydan, ben şimdiden şaşırmaya başladım vallahi. Kim bilir ne geliyor? Seni küçük ispiyoncu!
45:50
Seni küçük ispiyoncu! -Acıma, acıma. -Yok ama sen de sert vuruyorsun. Maaşı verdiğim için ben daha hızlı vurabilirim. Doğru söylüyorsun. Affettin, değil mi Aydan? -Düşüneceğim. -Aydan, iyi oldu. Boş ver. (Sessizlik) Çıkar şunu üstümden lütfen, dayanamı... (Duygusal müzik) Çok güzelsin. Serkan? Ee... ...eğer çok sıkıldıysan o zaman neden evleniyorsun? -Ne işin var ki burada? -Benim ne işim var burada? Burası benim odam. Esas senin ne işin var? Ne yapıyor olabilirim sence gelinlikle bu odada? Gelinlikle ne yaptığın beni çok ilgilendirmiyor. Rahat ol. Gelinlikle yapacağım şeyleri seninle yapmıyorum. -Çok üzüldüm. -Üzüleceksin. -Çok üzüleceksin Serkan Bolat. -Seninle evlenmediğim için mi? Hatırlamadığın için. O zaman müsaade edersen odamda çalışmak isterim. O zaman sen yardım et. Aç. -Neyi açayım? -Şimdi... ...senin burada çalışman için benim önce gelinliği çıkarmam... ...üstümü değiştirmem ve öyle çıkmam gerekiyor ya. Bana yardım et yani. Sen aç.
47:48
Hadi. Aç. (Duygusal müzik) Oldu. (Duygusal müzik) Hadi çık. (Duygusal müzik) (Kalp ritim efekti) (Duygusal müzik) -İşte burası. -Burası mı? Üçümüz bir araya geldiğimizde hiç normal bir şey olmuyor. Farkındasınız... -Evet, onu fark ettim. -Niçin şom ağzını açıyorsun? Biz Serkan'la Eda için bir şey yapacağız. Allah Allah! Niçin yani kötü bir şey yapalım? Zaten ben sana önceden de demiştim devlerin aşkı bu diye. Yani bıyığım yok ki laf anlatayım. Allah Allah, tamam. Özür dilerim Aydan. Fark etmemişim, şimdi gözümü açtım. Tamam, özür dilerim. Ne diyeyim? Ben arada bir bilgi yanlışlığını düzeltebilir miyim? -Bıyık değil, sakal. -Sakalım yok ki laf anlatayım. Ayrıca niçin bu aktar, bu caddede bu kadar aktar varken? Yo, bu aktar bambaşka. Çünkü benim rahmetli anneannem... ...teyzemler, bizim ailenin bütün kadınları bu aktara gelir. Bak, bizim ailede evliliği bozulan bir kadın yok. Neden? Çünkü Safiş sayesinde, bu aktar sayesinde. Benim Hürmet teyzemin evliliği bile yıllarca sürdü. -Bana ne Hürmet... -Ama bir sorsana...
49:49
...Hürmet teyzemin evliliğinin sürmesine niye şaşırıyorum. Kocası çok tersti. Böyle ada çayıydı, bitki çayıydı, rezeneydi derken... ...onları birleştirdi, adamı pamuk gibi yaptı. Peki, neden bu kadar bitki çayı içiyorum da ben sakinleşmiyorum? İstisnalar kaideyi bozmaz, o ayrı. Ama bak, sen gerçekten benim... ...Hürmet teyzemin kocasını bir gör. Oo! Ne kadar değişik bir adam. -(Aydan) Hadi o zaman. -Ben dayanamayacağım Hürmet teyzene! Anlamıyorsun! Adamı pamuk gibi yaptı. Kemal? Aydan Hanım, hadi. Geliyorum. (Gerilim müziği) -(Seyfi) Safiye teyze! -Ne bağırıyorsun? Duymuyor. Safiye teyze! Hişt! -Seyfi! -Safiş! -Hangi rüzgâr attı seni bakayım buraya? -Senden bir şeyler isteyeceğiz. Böyle biraz yasemin, biraz ada çayı, biraz rezene, biraz maça tozu... ...biraz yıldız anason. Limon kurusu da olsun, tamam mı? Tamam, hepsi bende var. Ağrı var mı? -Yok ya, ne ağrısı? -Ağrı yok. -Karıncalanma var o zaman! -Yok. Yok, gitti. Frekans karıştı yine. Yok, karıncalanma da yok. -Karın ağrısı var mı? -Aa, Seyfi.
51:25
Yok. Ne karın ağrısı? Gözü çıksın! Nazar değdi, değil mi? -Gözü çıksın, evet! -Doğru, doğru. O nazarı ortasından böyle çat diye çatlatırız. Çatlatırız vallahi, hiç merak etmeyin. Şimdi ben bir karışım hazırlayayım da nazar çatlayıversin. -(Seyfi) Hadi. -Hadi. Hadi. Bu kadının her şeyi anladığına emin miyiz? -Evet. -Ben değilim. Siz inanın Safiye teyzeye. O böyle güzel karışımlar yapacak, halledecek. Biz bu çocuklara nasıl yedirip içireceğiz bunu? -Serkan öyle ot karışımı falan içmez. -Eda da. Yapmayın ya. Buluruz bir yolunu. Şey yaparız, pasta yaparız. Tamam mı? İçine de koyarız. Onları da güzelce pişirince kokusunu da anlamazlar. Yediririz, adına da aşk pastası deriz. Aşk pastası. Evet de bizim çocuklarda işe yarayacak mı bu ben bilmiyorum. Yarar. Siz bana güvenin. Bakın, bizimkiler çok gergin. Anladınız mı? O yüzden de karşılıklı oturup konuşamıyorlar. Biz bu pastayı yedirdiğimizde böyle rahatlayacaklar. Ondan sonra ne yapacaklar? Karşılıklı konuşacaklar. -Konuşunca da her şeyi çözecekler. -Of! -Bir kafama yattı sanki. -Sanki benim de evet. Hürmet teyzemin evliliğini düzeltti diyorum.
52:36
Bir daha Hürmet teyze dersen vallahi Seyfi... -Akrabalara girme. -Vallahi kırılıyorum. -Girme, tamam, hadi. -Ne? Size çok özel bir şey söyleyeceğim. Niye fısıltıya konuşuyorsun? Anlamıyor ki. -Doğru. -(Ayfer) Değil mi? Yani Serkan Bolat adına kargolanmış olması lazım. -Ne zaman gönderilmiş? -Yani tahminen bir hafta falan. -Makbuzunuz var mı? -Makbuz falan yok. Gönderen zaten ben değilim. Kimin yolladığını öğrenmek istiyorum. Makbuz yoksa bulamayız. Bazen olsa da işe yaramaz. Gönderen, isim yazmamış da olabilir. Bakın hanımefendi, dilerseniz bulabilirsiniz. Bir kamera kaydı vesaire bir şey vardır. Kusura bakmayın, bir şey yapamam. Genel merkeze gitmeniz lazım. Teşekkür ederim. İyi günler. Alo. Deniz. Buradan kimse bana bilgi falan vermiyor. (Deniz ses) Genel merkeze mi gitmemiz lazımmış, bir şey falan diyor. (Boğazını temizledi) Anladım. Ne yapacağız peki? Çünkü ben PR dosyalarını hazırlamıştım. Bu son dakika bütçe değişikliği pek hoş olmadı. Yok. Senin etrafını iyi gözlemlemen lazım. Bunu senin yanından birisi yolladı mutlaka. -Etrafına iyi bak. -Tabii. Anladım. Tamam. Ne yapabileceğime bir bakayım.
53:51
Teşekkürler. Görüşmek üzere. Benim yapabileceğim bir şey var mı? Bir şey yok. Bir sıkıntılar var. -Ne oldu? -Sen geldin. Ne oldu? Kiminle konuşuyordun? Bütçelerle ilgili. PR danışmanlarından biri. Bu saçma sapan şeyleri, 'billboard'ları falan artık indirecekler, değil mi? -Onların zaten bugün son günleri. -Yani böyle bir şey olamaz. Neden geldiğimi hatırlamıyorum ama gelirim sonra. -Melo. -Evet? Pırıl. Ben Engin’le konuşacağım, sen de şahitlik edeceksin. Şahit mi? Neye istinaden? Şahitlik ne? Gelen mesaj. Kocan seni aldatıyor mesajı. Anladım. Yok. Hiç onu karıştırmayalım, tatsızlık çıkmasın. -Boş ver. -Çıksın. Tatsızlık çıkmayacak diye içime atamam. Kimse kusura bakmasın. Çıksın o yüzden. (Boğazını temizledi) Ne oldu, hangi tatsızlıktan bahsediyoruz aşkım? -Bu tatsızlıktan bahsediyoruz. -Ne bu şimdi? (Pırıl) Onu sen söyleyeceksin bana. “Bunu bilmeye hakkın var diye düşündüm. Kim olduğum önemli değil. Kocan seni aldatıyor.” Bu ne yahu?
55:25
Aşkım… İyi de aşkım ben… …ben böyle bir şey yapmadım. Aklımın ucundan bile geçmedi yani. Ama sen belli ki bunca yıllık arkadaşına… …bırak arkadaşlığı eşine inanmayıp… …böyle kimin yolladığı belli olmayan isimsiz bir mesaja mı inanacaksın? Vallahi Pırıl, bunun için yapabileceğim bir şey yok o zaman. Yani bu mu senin açıklaman, bunu mu söyleyeceksin? Bu mesaj var, sana gösteriyorum, senin açıklaman bu mu Engin? Ama yapmadığım bir şey için bir savunmam da olamaz ki hayatım. Üzgünüm. En çok da beni tanıyamadığın için üzgünüm. Engin. Özür dilerim. Özür dilerim. Çok özür dilerim. Zaten hamileyim, üstüne öyle aldatma mesajı gelince… …ne düşüneceğimi bilemedim, delirdim. Haklısın. Aşkım, hiç sana bunu yapar mıyım? Seni çok seviyorum. Ben de seni. Özür dilerim. Özür dileme, ne olacak. Çok normal. Bunların hepsi yazıyor zaten. Her yerde okuyorum.
56:51
Bu zamanlarda böyle şeyler oluyormuş. Anlayışın için teşekkür ederim. Deli. Nasıl böyle bir şey yaparsın, nasıl mesaj atarsın benim karıma? Biz seninle sadece bir etkinlik için bir araya geldik. Sonrasında ben buraya geri döndüm… …sana da nezaketen bir kahve ısmarladım, o kadar. Sana ümit vermedim, cesaret vermedim, nedir yani bu? Ben karımı seviyorum. Bizden uzak dur. Aaa! Bana bak, sen deli misin? Bırak bu ailenin peşini. Engin Bey’in peşini bırak. Evet, ben Melek. Vallahi tenhada kıstırırım seni. Senin saçını başını çok fena yolarım kadın. Sus. Bana cevap verme. Kapa telefonu. Hadi oradan be. Kış! Yani kusura bakmayın, kendimi tutamadım. Affedersiniz. Yok, sıkıntı değil Melocan. Öyle mi? Gerçekten kusura bakmayın Engin Bey. Sizi orada öyle mıçmıç gibi görünce sohbet ederken falan… Yok, ne kusura bakacağım. Asıl sen kusura bakma yani. Yok, ben anladım. Bundan sonra asık suratlı olacağım. Kimseye ne selam ne sabah. Kimse yanlış anlamasın bari! Aa! Ne bu ya? (Melek) Niye öyle oldu? Engin Bey, affediverin.
58:11
İyiyim halacığım. Çalışıyorum. Çalışmıyorsun, çalışmıyorsun… (Eda) Evet, herhâlde yemeğe yetişirim. Tamam, tamam. Görüşürüz. Haberleşiriz. Görüşürüz. -Eda, yardım edeyim mi? -Yok, hallederim. -Yok, halledemeyeceksin. -Almaya çalışıyorum, hallederim. -Ver bana. -Ben alırım. Çekilir misin? -Sen çekilirsen alacağım. Bırak. -Sen çekil. Ah! -Ne? -Serkan. -Efendim? -Serkan, saçım! -Bir dakika. -Dur, dur. -Bana mı yapıştın? -Canımı yakacaksın. Bir dakika. -Gel. Bırak, bırak. -Sen bana bırak, halledeceğim. -Eda bırakırsan halledeceğim. -Serkan sen anlamazsın. -Anlarım. -Ellemesene! Elleme. -Neyi ellemeyeyim? -Elleme, halledeceğim. (Serkan) Elleyeceğim. Bir dakika izin ver. (Eda) Bir dakika. Canımı yakacaksın. (Serkan) Az yansın canın. Ne olacak yani? (Eda) Hayır, bayağı takıldım. Serkan dur! -Ne oluyor Serkan burada? -Efendim? -Ne oluyor? -Sen ne yapıyorsun burada? Ne demek ne yapıyorsun burada? -Saçım takıldı. -Saçı takıldı. Bir saç burada nasıl takılabilir? -Anlamıyorum. -Takıldı. Saç nasıl takılabilir oraya? (Üst üste konuşmalar) Tabii ben doladım. Lütfen yani artık! (Selin) Yardım etmeye çalışıyorum. -Biz hallediyoruz. -Halledemediğiniz belli. Hayır, gayet de hallediyoruz. Sen gelene kadar halledecektik.
59:22
Tamam, çeker misiniz ellerinizi? Dışarıdan ben bakabilir miyim? Saçıma dokunmaz mısın? Niye bana dokunuyorsun? -Sana dokunmuyorum. -Sadece düğmeyi açacağım! Ah! -Düğmen. Saç da kaldı. -Evet. Tak işte. Resmen kasıtlı şekilde canımı yaktın. Neyi kasıtlı şekilde? Yardım etmeye çalışıyorum. -Dalga mı geçiyorsun? -Saçımı çektin Selin. Saçını çekmedim. Düğmeyle saçı ayırdım. Canım yansın diye saçımı çektin, farkında mısın? Saçımı çektin! (Üst üste konuşmalar) Kıskançlığın bile bir seviyesi var. Kıskançlığın bile kaliteli bir seviyesi var. Kıskanç! Bayanlar, şirketteyiz. Hadi ya! Şirkette miyiz? Yani gerçekten son iki aydır şirkette falan değiliz. (Pırıl) Sakin olur musun? Kusura bakma ama Pırıl’ın saçı bir kere şurama takılmadı. Resmen canım yansın diye gelip saçımı çekti. -Kasıtlı yaptı. -Kesinlikle kasıtlı yapmıştır. İkinizi öyle yan yana görünce delirmiştir o. Kızım sen ne bakıyorsun şu eziğe! Sanki küçükken az mı çektiler senin saçını. Bu sana koymaz. İstersen çocukken yaptıklarımı ona da yapayım. İstersen yardım edeyim sana. Saçma sapan konuşmayı bırakın. Ama yok, gerçekten kaç yaşında kız, gelip saç çekmek nereden çıkmış?
01:00:34
Ezik diyorum işte, ezik. Anlamıyor musunuz? (Boğazını temizledi) -Biz gidelim. -Evet, içerideyiz biz. Tamam. Bak, Selin adına özür dilerim. Yani hiç öyle saçını çekmesine gerek yoktu. Ama merak etme, anne babasıyla konuştum. O yüzden cezalandıracaklar. Selin’in yaptıkları için bir gün özür dileyeceksin… …ama o gün bugün değil. -Hangi günden bahsediyorsun? -O gün geldiğinde anlarsın. Peki. İyi misin? Canın çok yandı mı? Sence? Bence öyle bir saç çekmenin canını çok yakacağını düşünmüyorum. İyi. Ne güzel. Beni yavaş yavaş hatırlıyorsun. Yine de üzgünüm. -Söyleyeceğin başka bir şey var mı? -Hayır. İyi o zaman, izin verirsen. Diyecek bir şeyim yok. Tamam. Ne var canım, ne dedim? Bir şey söyleyeceğim, bu işe yarayacak mı yani? Bütün millet bu kadını övüyor. Yarayacak tabii ki. -Ay! -Aa! Ne yapalım, Serkan’ı bizim eve yemeğe çağıralım. Hem benim yemeklerimi sever. Aşk pastasını da yediririz, ne dersiniz?
01:01:59
Ayfer, Serkan hiç senin evine yemeğe gelir mi şimdi… …hiç öyle kanar mı? Başka bir şey yapmamız lazım. Yani ikisinin de koşarak geleceği bir bahane bulmamız lazım. Ne yapacağız da koşa koşa gelecek bunlar? Yani. Aklıma bir fikir geldi. İnşallah kafalarına bir şeyle vurup bayıltalım demezsiniz. Yok, yok. Vallahi cin gibi bir şey geldi aklına. -Beni takip edin. -Kesin çok iyi bir şey buldu. -İyi misin? -İyi olup olmamam çok mu umurunda. -Evet, umurumda. -Demin Eda’nın tarafındaydın? Adil olmaya çalışıyordum. Sen ne durumda ne olursa olsun hep adil olmaya mı çalışırsın? Evet. Bence haksızlık yapan bedelini ödemeli, haklılar kazanmalı. Biliyorum, bu senin tarzın değil ama benim için işin doğrusu bu. Niye? Ben de adil bir insanım. Allah Allah! O zaman Selin, sen biraz bu konuyla ilgili düşün. Yani adalet, adil olmak… Bir düşün, bir mesai harca, kafa patlat biraz. Sen de insanların işine burnunu sokmasan mı acaba? Şimdi biz bunlardan hangisini kendimize yapıyoruz… …hangisini Serkan Beylere yapacağız? Seyficiğim kaç kere söyleyeceğim, bu çocuklarınki. Aydan’ın yaptığı da normal pasta. Tamam mı? Tamam.
01:03:16
Yani bunlar da işe yaramazsa şunların kafasına bir şey vurup bayıltalım… …bir yere tıkalım, barışana kadar da çıkarmayalım. Alıştınız milletin kafasına vurup bayıltmaya. Huy edindiniz. Başınıza gelenleri ne çabuk unuttunuz. Nerede unuttum! Bir çanta para Alex yüzünden uzaylı bilmem ne derneğine gitti. (Ayfer) Bırak şimdi Alex’i falan. Burada bizim çocuklarımızın geleceği söz konusu. Doğru. Hadi Seyfi, aktardan aldıklarımızdan kat biraz şuraya bakayım. Tamam. Görünmüyor. Tadı nasıl oldu? -Gayet güzel. -İyi bari. -Gel. -Aa! -Ne yaptın? -Seyfi ne yaptın? Zehirlenecek çocuklar! Çok gerildik hep beraber. Her beraber biraz rahatlasak kötü mü olur? Yani güzel bir akşam olsun. Alex olayında siz de çok gerildiniz bak. Siz bana güvenin. Sana güveniyorum da o Safiye denen kadına güvenmiyorum. Ne bulduysa doldurdu. O deli dediğiniz kadın var ya, kaç yaşında biliyor musunuz? -Kaç? -90 yaşında var o. Yok canım. Yediklerinden içtiklerinden gencecik duruyor. Mumya gibi kaldı kadın. -Bir avuç daha koy o zaman. -Aydan! Gel, gel. Hadi bırakın şimdi Safiye falan. Eda gelmeden evde olmam lazım.
01:04:32
-Seyfi sen fırını aç. -Tamam. -Hadi çabuk. Tut hadi. -Biraz daha şey koyayım mı? -Ne? -Bu damla çikolatadan. Koy Aydan, ne istiyorsan onu koy. Daha güzel gözüksün. Bizim bünyemiz kuvvetli. Bizimki daha yoğun olsun. Koy, koy. Madem kadın 30 gösteriyor, koy. -Ne yaptınız? -Aman, ottan ne olacak? (Duygusal müzik) (Duygusal müzik devam ediyor) (Duygusal müzik devam ediyor) (Duygusal müzik devam ediyor) (Duygusal müzik devam ediyor) (Duygusal müzik devam ediyor) (Arama tonu) Hadi aç. -Duymuyor. -(Serkan ses) Efendim Seyfi. Serkan Bey, Aydan Hanım… Yetişin! Seyfi ne oldu anneme, söyle. Tane tane konuş. Yok, iyi değil. Yani kendini odaya kapattı, çıkaramıyorum. Tamam. Bir sakin ol. Ne olduğunu bir söyler misin? İçeriye giremediğim için ne olduğunu da bilmiyorum işte. Kendini kapattı. Zar zor çıkmıştı zaten. Bir daha kapatırsa bir daha hiç çıkaramayız.
01:07:58
Tamam, tamam, geliyorum. Sen de biraz sakin ol. Onunla konuşmaya çalış, tamam mı? -Geliyorum. -Tamam, tamam. Geliyor. Büyük oyuna siz hazır mısınız? "Serkan, çıkmak istemiyorum! Dışarıda çok kötü şeyler var." -Nasıl? -Doğal bir yeteneğiniz var. Bir daha, bak. "Serkan beni burada bırak!" Nasıl? Oscar’lık. Aa! Tam Oscar’lık gerçekten. Ama böyle olmaz ki. (Melek) Ne bu can sıkkınlığı? Birazcık canlanalım. Ne bileyim, dalmışım. Ben de iyiyim Melo, abartma. İyi hâlini bilmesek iyi diyeceğiz. Ne oldu yani, saçını ufak bir çekti Selin. -Ne saçı? -Yok bir şey halacığım. Yok değil, vallahi var Ayfer abla. Yok diye bir şey yok. Bu Serkan Robot Bolat hatırlamıyor bu kızı. Hatırlamıyor yani. (Melek) Ne yapayım artık, çok sinirleniyorum ben de. Hiç sinirlenme çünkü haklısın Melo. Haklısın, bir şey diyemiyorum. (Ayfer bir şeyler mırıldanıyor) Ne? Ne dedin? Ben mi? Şey, robot da olsa...
01:09:26
...aşkın yola getirmeyeceği kimse yoktur. Aşk insanı terbiye eder. Yani acısıyla tatlısıyla, ne bileyim, insanın hem ödülü hem cezasıdır aşk. -Doğru. -Vay, vay! Neler varmış sende aşk kadını. Yok, bildiğimden değil de öyle atıp tutuyorum, konuşuyorum yani. -Ama öyle olmaz. -Olmaz öyle, kurtulamazsın. Gülmek lazım! (Üst üste konuşmalar) Melo ne yapıyorsunuz? Bırak! Hadi anlat o zaman. Aşk üç… Öyle değil. Ne yaşadığını anlat. Aydan Hanım, gelmek üzeredir. -Nerede? -Burada. -Kilitledi, açmıyor. -Anne. Anne, kapıyı açar mısın? Git buradan Serkan. Artık kapattım kendimi, daha da açamam. Ama gerek yok anne. Ne oldu şimdi? Ne güzel dışarılardaydın. -Yapma şunu. -Git burada, git. Açamam. Anne, gitmeyeceğim bir yere. Lütfen açar mısın? Yüz yüze konuşalım. Hayır, hayır! -Ne yaptın sen? -Bir şey yapmadım. Vallahi bir defa zorla çıkardık, bir daha çıkmaz. Niye girdi içeriye onu anlamıyorum. Niye içeride şu an? Bilmiyorum. Durduk yere girdi.
01:10:43
Ne demek bilmiyorsun, bütün gün onunla yan yanasınız. Dur. Bak Seyfi arıyor. Alo. Alo. Ayfer, burada her şey planladığımız gibi. Aa! Aa! Nasıl? -Aa! -Ne oldu? -Ciddi misin? -Ne oldu? Ayfer, konuştuklarımızı unutma. Eda’ya sakın bir şey söyleme. Belki de oyun zannettiği için olmuyor bazı şeyler. Anne, lütfen açar mısın? Bak gecenin bu saatinde geldim. Lütfen aç şu kapıyı. Hayır, Serkan. Çıkmayacağım dışarıya. Ayfer, kap kızı gel hadi. Hayır, açmayacağım bu kapıyı. Odaya kapanmış, çıkmıyormuş. Aa! Tamam. Biz hemen geliyoruz canım. Tabii tabii, hemen. Olmaz canım öyle şey. Tabii ki. Tabii hemen. Tamam. Hadi. Aa! -Ne? -Ne olmuş, odaya mı kapatmış kendini? Aydan kendini odaya kapatmış, kimseye de açmıyormuş… …dışarıya da çıkmıyormuş. Gel bir gidip bakalım. Hadi. Niye böyle oldu ki şimdi? Kesin o mendebur Selin’le evlenecek diye bunlar kadının başına geliyor.
01:11:59
Sen çıkarttın ya onu kadının hayatından, biz bir gidip görelim. Anne bak, açmayacaksan kapıyı kırmam lazım. Yalnızlığımla yoğrulayım. Bırak beni burada. Ama yalnız değilsin. Al işte Seyfi var, ben varım… …neydi, Ayfer Hanım var. -Alex var mı? -Yok. Yok. Tamam. İşte var insanlar. Hayır, hayır. Gidin buradan. Gitmiyorum anne. Lütfen, gitmiyorum. Aç şu kapıyı. Açmazsan kıracağım artık. Hayır, hayır. Beni burada yalnız bırak. Sakın kapıyı kırma. Hayır. -Kıracağım. -Hayır. Olmaz canım öyle şey. -Ne? -Doktoru dedi ki… …fiziksel müdahalede bulunmayın, daha kötü olur. Doktorla konuşuruz. Nerede doktor peki? -Yurt dışındaymış. -Yurt dışında? Aferin sana Seyfi, aferin. Çünkü gelebilecek başka doktor yok değil mi? Bu öyle bir hastalık değil. Kendi doktoruna görünmesi lazım. Anne lütfen aç artık şu kapıyı. Lütfen, lütfen! Serkan git burada. Dünya çok kötü. Dışarıda hiç istemediğim çok şey var. Anne yapma şunu lütfen.
01:13:06
Bak insanlar ne hayatlar yaşıyorlar. Yapma şunu. Rahat battı. Rahat battı da sana da batıyor rahat. Bilmiyorum. Nereden çıktı ki şimdi bu fobi yine? Bilmiyorum. Biz bir an önce gitsek mi? Neden biliyor musun? Serkan yüzünden. Biz tabii o robot yüzünden hayatı unuttuk, yaşamayı unuttuk. -Kendi derdimize düştük. -Eda. O da gitti benimle olan bir yılı unuttu. Eda, kadın odanın içinde böyle oturuyor. Hadi gidelim çıkartalım. Bir şey yaparsın sen. Hadi. Ne yapacağız, gideceğiz hala yani. Ben ona kızgın ve kırgınım ama gideceğiz, yapacak bir şey yok. -Bekle hazırlanayım. -Hadi kalk. (Ayfer) Kalk hemen gidelim. (Eda) Öf! Haber veririm Melo. Tamam Dadacığım. Niye öyle oldu ki o kadın acaba? (Hızla bir araba yaklaşıyor) Yavaş be! Hop, hop! Yavaş. -Ne yapıyorsun Selin? -Konuşmamız lazım Ferit. Burada bu saatte ne konuşacağız? Ne konuşacağımızı sen çok iyi biliyorsun. Belki biliyorum, belki bilmiyorum. Söyle bakalım ne konuşacağız. Anne bak, iki saat olacak neredeyse. Lütfen aç şu kapıyı. İçeride. Eda?
01:14:41
Seyfi Bey yardımcı olmamı istedi de ben geldim. Hemen koşa koşa geldi. Çok sever Aydan Hanım’ı. -Tamam, tamam. -Evet, sevgi doludur… …yüce gönüllüdür benim papatyam. Tabii, tabii. Yani. İsterseniz siz bir geçin oturun, çay ikram et, ben açacağım şu kapıyı. -Aydan Hanım. -Ben ne yaptığımı biliyorum Eda. Lütfen. Açacak birazdan. İki saattir uğraşıyorum. Yapma şunu. Eda, sen misin? Açmıyor. Boş yere geldiniz. Benim, Aydan Hanım. Biz çok uzun zamandır sohbet edemedik. Oturup bir kahve içemedik. Yapabilir miyiz acaba? Yüzünüzü görebilir miyim? Açmıyor, açmıyor. Tabii Edacığım. Ben de seninle sohbet etmeyi çok özledim. Anne, sen dalga mı geçiyorsun? İki saattir ne yapıyorum burada? Ama şimdi Eda’yı nasıl kırayım. Sen de çok uğraştın, haklısın. Saatlerdir içerideyim. Yiyecek bir şeyler ayarlasana. Hayır, gerek yok anne. Gecenin bu saatinde insanlar evine gitsin. Lütfen. Hemen hazırlıyorum. -Ne gerek var Seyfi. -Hemen hazırlıyorum. Oturalım, bir şeyler yiyelim. Hadi otur canım. (Selin) Ferit bak, sen ve ben diye bir şey yok artık. O yüzden oyun oynamayı bırakabilirsin. Selin, ben zaten sana karşı bir şey hissetmiyorum artık.
01:15:51
Sakin olabilirsin. -Öyle mi? -Evet. Niye oyun oynuyorsun o zaman? Dosyalar, bir şeyler. Anlamayacağımı mı sandın? Yok, aksine anlayacağını çok iyi biliyordum. Oyun oynamak yerine niye doğrudan gelip benimle konuşmadın? Çünkü benim seninle konuşacak, tartışacak bir şeyim yok artık Selin. Öyle mi? Peki ya o dosyayı Serkan açsaydı? Belki de olması gereken oydu. Ferit bak, o fotoğraflar anlık bir şeydi. Yani bir anlamı yok. Niye bu kadar korkuyorsun o zaman? -Ne istiyorsun? -Bir şey istemiyorum Selin. Sadece yok yere insanları mutsuz etmene, üzmene tahammül edemiyorum. -Böyle bir şey yapmıyorum. -Yapıyorsun Selin. Serkan’ın hafızasını kaybetmesini fırsat bilip… …kendine Serkan’la bir hayat kurmaya çalışıyorsun. Üstelik bunu yaparken gözün hiçbir şey görmüyor. Ferit, Serkan beni kendi aradı, yanına çağırdı. Ayrıca biz Serkan’la beraberdik. Bunu gayet iyi biliyorsun. Beraberdiniz. Eskidendi o. Selin siz ayrıldınız, bitti o artık. Ferit, Serkan eski Serkan. Anladın mı? Benimle olduğu hâlini biliyor ve bu ona mantıklı geliyor. Peki, sence bu yeterli mi Selin? Hafızası yerine geldiği zaman ne yapacaksın? Kafasına vurup bir daha mı hafızasını kaybettireceksin, ne yapacaksın?
01:17:05
Ferit bak, sana bir şey söyleyeyim. Sen kendi işine bak, olur mu? Bizim hayatımıza karışma. -Selin. -Bir de… …mutluluk çok zor değil, uzaklarda arama falan gibi şeyler. Falan gibi şeyler. O tarz bir şeyler. Evet. (Araba çalıştı) O tarz bir şeyler. -Ayfer Hanım. -Efendim? Şimdi bunların hangisinde bizim karışımımızdan var? Çok heyecanlı… Ne? Bunların hangisinde bizim karışımımızdan var? Şey… Seyfi, şu kadar bir şey kaldı, ben gerisini de öyle dağıttım. -Hepsini mi o karışımla yaptınız? -Ne yapayım, yaptım işte. -Size bir sır vereyim mi? -Ne? Ben de bendeki karşımın hepsini çaya attım. -Ne diyorsun? -Pasta yemezler diye. -İyi düşünmüşsün. -İşi garantiye aldım. Aman ne yapalım, gülelim, eğlenelim. Aman! Beni bu da rahatlatmaz da. Aydan Hanım, ne oldu yine, neden kapattınız kendinizi? Bilmiyorum ki. Bilseydim kendimi kapatmazdım. (Aydan) Tabii çok korkunç şeyler geldi başıma. Oğlumu neredeyse kaybediyordum. Gelinimi zaten kaybettim. Yine gelinim deme. Yarın evleniyor. Lütfen artık bu mevzuyu açma. -Sen de. -Ben de ne?
01:18:33
-Sen de yakında evleniyorsun. -Yarın evlenmiyorum. Tamam. Bak, doktorunla telefonda görüntülü bir konuşalım… …sorun nedir anlayalım, tamam mı? Benim doktorum burada işte, burada. O doktor ne yaptı, bana yıllarca ilaç verdi. Beni uyutmaya çalıştı, eve kapattı. Ama Eda ne yaptı, geldi beni hemen çıkarttı. Tabii. Evet, Eda’ya minnettarız. Yani Eda olmasaydı ne yapardık bilmiyorum. Ben buradayım Aydan Hanım. Biz birlikte yine aşarız bunu. Yarın evleniyorsun, o yüzden burada olamayacaksın Eda. Senin hayatından çıkmam demek… …annenin hayatından çıkacağım demek değil. Deniz’i düşün istersen. Muhtemelen dünyayı falan dolaşacaksınız. Ne güzel olacak. Çay ve pasta. (Aydan) Ay, çok güzel oldu! -Sizinki soldaki. -(Ayfer) Al canım. Al aşkım. -Sana göre soldaki mi? -(Seyfi) Size göre sol. Sol, sağ ne fark eder? Al işte anne! -Serkan hadi sen de al. -Ben almasam da olur. Çay içmi... -(Ayfer) Aa! Hadi! -Ben çay sevmiyorum. (Ayfer) Pastayı da al, lütfen. Glütensiz. Senin için özellikle yaptım. Hadi. Aa, hanimiş benim oğlum! Hiçbir şey yemeyeceğim ama neyse! -Hayattan zevk almak lazım tabii. -Hayattan zevk alıyorum Eda.
01:19:47
-O yüzden Selin'le berabersin! -Ne alaka Selin'le? -Bunun Selin'le ne alakası var? -Çok alakası var. Ayrıca... ...bir pastadan bir lokma almaya korkacak kadar... Ne korkması? Pasta yemek istemiyorum. Pasta sevmiyorum. -Senin robot yemedi. -Oğluma robot deme. Ben şimdi yedireceğim. -Aa, ne de güzelmiş, değil mi? Aa! -Bakayım. Vallahi! Pek de güzel olmuş! Konu biraz dağıldı. Lütfen konumuza dönebilir miyiz? Anne lütfen söyler misin? Ne oldu? Dışarılarda ne güzel geziniyordun. Niye kendini eve tıktın? Bilmiyorum. Önemsenmediğimi hissettim. Anne nasıl önemsenmiyorsun! Burada herkes seni önemsiyor. Evet ama sen hiç ilgilenmiyorsun. Yaptığım pastayı bile yemiyorsun. (Serkan) Pasta sevmiyorum. Ne zaman pasta yediğimi gördün? O kadar güzel ki. Burada hepimiz yiyoruz. Bu çocuk niye benimle hiç ilgilenmiyor? Tamam, yiyeceğim anne! Yiyorum, al! Çok güzel! Tamam mı? -Çay da iç. -Çay içmeyeceğim. Çay istemiyorum.
01:20:57
-Çay da iç biraz. -Allah'ım ya Rabb'im. Hayattan keyif al. Çayı böyle hüpleterek, bak. Hayattan keyif alıyorum. Böyle süreçlerden keyif almıyorum. (Hepsi höpürdetiyor) Yapmayın! Bu sesten nefret ediyorum. (Serkan) Siz kafayı mı (***)? Höpürdeterek içeceksin ki çayın tadını iyice al. İçsene. Ne güzel! Çay güzel olmuş. Acaba ne oldu? Gidebildiler mi? Gittilerse kadını odadan çıkarabildiler mi? Benim canım Dada'm nasıl üzülmüştür! Kadın kendini yeniden odaya kapatırsa Eda üzüntüden ölür. Evet, Melo. Gerçekten bu aralar her şey ters gidiyor. Salak gibi ben niye onlarla gitmediysem. Evet. Hakikaten sen niye gitmedin? Beni beklediğin için mi? Yok, hayır be, seni ne bekleyeceğim! Ondan değil. Ben seni arayıp haber verirdim normalde de... ...bugün benim bahtım bağlandı. Ben hiçbir şey yapamadım. Sen niye arayıp ne olduğunu sormuyorsun? Yoksa beş dakika sonra çatlayacaksın. Kız doğru! Haklısın. Ben niye aramıyorum? -Ben de merak ediyorum. Ara. -Bahtım bağlandı dedim ya, kafa gitti. Aramayı bile unutuyorum. Dada'mı arayayım da...
01:22:10
(Arama tonu) Çalıyor. Açmadı. Niye açmadı ki? Neden açmadı? Bir şey mi oldu acaba? Belki Aydan Hanım'la ilgileniyordur. O yüzden açamamıştır. Doğru söylüyorsun. Ayfer ablayı arayayım. Ayfer abla açar. (Telefon çalıyor) Telefon. (Eda) Ben çay içiyorum. Hay Allah! Efendim, Melo? Ayfer ablacığım ne oldu? Merak ettim. Halledebildiniz mi? Odadan çıkarabildiniz mi? İyiyiz vallahi. Şahaneyiz. Hayat ne güzel be! (Ayfer gülüyor) Ne diyor? Anlamadım. Sen niye gevşek gevşek gülüyorsun ki? Odadan çıktı mı? Ondan mı mutlusunuz? Çıktı! Hişt! Zaten o numaraydı. Serkan'la Eda'yı yan yana getirmek için numara yaptı. Ne? Oyunmuş ya! Serkan'la Eda'yı yan yana getirmek için yapmışlar. Sen bana niye haber vermiyorsun? Beni oyundan mahrum bırakıyorsun. Ne bileyim ben. (Ayfer kahkaha attı) Kız niye gülüyorsun? Ayfer abla Allah aşkına... ...doğru düzgün bir şey söyle. Beni lafa tutma. Zaten konuşamıyorum.
01:23:29
Baybay. -Ne dedi? Söylesene, merak ettim. -Bir de yüzüme kapattı! Gevşek gevşek gülüyor. Ne yapmışlar, ben anlamadım. Oyun yapmışlar. Serkan'la Eda'yı yalnız bırakabilmek... -Anneler! Anneler çok önemli. -Vay be! Yapıyorlar, biliyor musun? Hala da anne yarısı. Anne kalbi. Onlar yaparlar. Anneler yapar, ben bilirim. Ama niye öyle gevşek gevşek gülüyordu? Kapat diye gülüyordu. Çok enteresan! Anlamadım. Bir şey olmadı mı? Sen bitirdin mi? Bir şey olmadı anne. Yerde bana bakıp ne yapıyorsun? -İyisin. -Anne iyiyim. Sen iyi misin? İyisiniz, değil mi? Ne alaka? İyiyiz. Anne ne yapıyorsun? (Hareketli müzik) -Şu arkadaki tabloya baksanıza. -Hangi? Orada tablo mu var? Aşk gibi. Yani aşk gibi resmedilmiş. Bir tane kadın oturuyor... ...aşkını bekliyor gibi. O bana benziyor. Bakma, bakma! -Alex'i gördüm. Bakma, bayağı Alex. (Müzik) Ne? O sensin.
01:25:09
Beni mi gördün? Beni nasıl gördün? Çiçekler içindesin. Evet ama baksana nasıl da yalnız başına bekliyor. Bu tabloyu ne zaman aldık? Ohoo! Yıllardır var. -'No'. Hayır! -Hayır! -Benim bir hava almam lazım. -Benim de bir hava almam lazım. -Hep beraber alalım. -Gidip bir hava alalım. -Yerim ben sizi! Ne tatlısınız! -(Ayfer) Ne kadar tatlısınız! Aa, dur ayol! (Ayfer) Vallahi. (Serkan) Hayır. (Serkan) Ne oluyor ya? (Serkan boğazını temizledi) (Boğazını temizledi) (Fısıltıyla konuşuyorlar) Aa! Ne kadar büyük bir eviniz varmış Aydan Hanım! Eda. Ben oradayım, evet. Bak. Evet, benim Serkan. -(Eda) Orada seni bekliyor olabilirim. -Eda konuşma. Serkan. Hayır. Şu an kafayı yiyorum. Bu işe yaradı mı? Baksana! Bana bir şey olmadı. Bunlar normal mi? Bana hiçbir şey olmadı. Bunlara da mı olmadı? Bir şey diyeyim mi? Benim bünyem çok sağlam. Belli!
01:26:59
(Ayfer) Bu pasta bunlara bir şey yapmasın? Yok, ne yapsın? Sabah akşam bunun çayını içiyoruz. Azıcık yemeklerine koyduk. -Bu sefer işe yarayacak. -Şunların tatlılığına bak! Ben sizi yerim! Etrafa nasıl da mutluluk saçıyorlar! -Gülecek de bir şey yok. -Evet. Diyor ki; tabloda aşk var. -Hâlbuki yok. -Tabloda aşk görmeye başladı. Tabloda kim vardı, gördünüz mü? Anlamsız bir tablo. Ne oldu? Neden sürekli gülüyorsun? -Neden sürekli gülüyorsun? -Sen neden gülüyorsun? -Ben sana gülüyorum. -Bana mı gülüyorsun? Niye bana gülüyorsun? Çünkü ben sana gülüyorum. Nefes alamıyorum. Sus. Ben bir şey demiyorum ki susayım. Biz... Biz niye böyleyiz? Dünyada mı? Düny... Sevmek için. Sevilmek için. Kocaman, büyük aşk yaşamak için. Aşklar için buradayız. Bence başarı için de buradayız. Resmen robotsun!
01:28:29
Robot değilim. -Bu şey... -Ne? Aa, şey! -(Serkan) Ne? -Bizim beraber... Bizim beraber yaşadığımız evdeki büst vardı ya... O beyaz büst. Sürekli onun gibi duruyorsun. Heykel gibi. Bunun gibi mi? Ben ata benziyorum. Bence de ata benziyorsun. Biz beraber yaşadık demek. Biz beraber yaşadık tabii. Biz neler neler yaptık! Ne yaptık? Oldu canım! Sen hiçbir şey hatırlama... ...ben sana yaşadıklarımızı anlatayım! Hayatta anlatmam! Belki anlatırsan hatırlarım. -Detay. -Bunları unutman zaten çok saçma. Anlat işte. (Serkan) Burada iki tane olgun insanız. Ben çay mı içsem? Bir tane daha mı içsem acaba? Dilim kurudu. Ben çok açım. Çok açım. Çok yemek yemek istiyorum. -Aç mısın? -Evet. Böyle bir şey olabilir mi? -Açım. -(Eda) Yemin et. -Evet -Ben çok açım. -Sen de mi? -Aşırı açım. Ben sadece benim aç olduğumu düşünüyordum bu dünyada.
01:29:59
-Hayır, ben de açım. -(Serkan) Çok açım. -Biz her şeyi birlikte yapabiliriz. Gel. -Nereye? -(Eda) Sandviç yapacağız. -Çok uzak. -Seyfi! Seyfi getirir. -Yok, ben yapacağım. Gel beraber. Gerçekten Seyfi'nin amacı bu. -Hadi beraber yapalım. -Getiriyor. Çok uzak! ("Evrencan Gündüz & Melisa Karakurt & Ece Ertuğrul - Sen Aşkımızdan" çalıyor) "Denedim olmadı" "Uğraştım, e takmadın" "Ne yapsam senin için yetmedi" "Sevindim, gülmedin" "Ağladım, üzülmedin" "Ne yapsam benim kadar sevmedin" "Sen aşkımızdan şüphe ederken" "Ben inandım küçük bir mutlu ana" "Sen aşkımızdan şüphe ederken" "Sen hiçbir zaman düşünmezken" "Ben uğraştım bir çare bulmaya" "Sorunları birlikte aşmaya"
01:31:28
"Dararam dararam" "Dararam dararam" "Dararam darararam" "Dararam" "Dararam dararam" "Dararam dararam" "Dararam darararam" "Dararam" "Bekledim gelmedin" "Anlattım dinlemedin" "Bir şeyler doğru değil gibiydi" "Sen aşkımızdan şüphe ederken" "Ben inandım küçük bir mutlu ana" Bu çok güzel bir aşk. Çok güzeldi de sen yine hatırlamıyorsun. Dünyada niye aşk sandviçleri yok ki? -Var işte, yaptık ya! -Yok. Ben sana hep aşk sandviçi yaparım. Ama aşk sandviçlerini Deniz yiyecek. Deniz yiyecek. -Sen de yedin. -Selin'le aşk s... Ne? Ama sen hatırlamıyorsun ki. Keşke hatırlasan.
01:32:48
-Hatırlamıyorum. -Hatırlasana. -Aşk sandviçi. -Hadi hatırla. -Hatırlamıyorum. -Hatırlayacaksın! -Artık hatırlayacaksın! Hatırlasana! -Ah! Hatırladın mı? Bana bak. -Bana bak. Hatırladın mı? -Hayır. O zaman biraz daha hatırlayacaksın. Belki kafana bir şeyler olur da hatırlarsın. Eda, Eda diye uyanırsın. Eda, hatırlamıyorum. -Tamam. -Sen biraz daha pasta yesene. Al. -Al. -Çikolata kokuyor, mis! (İç çekiyor) -Serkan. -Ne? Serkan, bak. -Bak, Sirius. -(Serkan) Aa! -Nereden gördün? -Bak, yıldız kaydı. Dilek tut. Dilek tut. -Dilek tutsana. -Hişt! Tutuyorum. Ne tuttun? Ne tuttun? Olacak mı dileğin? -Ne? -Dileğim oluyor galiba. Şu görüntünün güzelliğine bak. -Maşallah çocuklarımıza. -Maşallah. Bu geceyi atlatalım, gerisi zaten bahar. Bahar mı? -Yaz geldi! -Ben çok duygulandım.
01:34:16
Ağlama be! Seyfi ağlama. -Bir şey söyleyeceğim. -Ne? Sizin de karnınız acıktı mı? -Sen hâlâ yiyor musun? -Hâlâ yiyor musun? Nasıl acıktın? -Nasıl güzel yapmışsın! -Müthiş! Benim elim lezzetlidir. Çok acayip yıldızlar. Ben bu yıldızları hiç fark etmemiştim. Evet. Baksana, ne güzel. -Biliyor musun? -Ne? Mutsuzsun. -Yo, değilim. -Mutsuzsun. -Hayır. -Kendini mutlu zannediyorsun... ...ama için kan ağlıyor. -Hayır. -Evet. Hayır. İçinin kan ağladığını ben biliyorum. Hatırlamaya çalıştığın aşkı da biliyorum. İçim kan ağlıyor. Biliyorum. Her şeyi. Mesela... ...bana baktığında içinin eridiğini görüyorum. Gerçekten mi? Evet, görüyorum. Heyecanını ele vermemeye çalışırken bakışlarını benden kaçırdığını görüyorum. Bak, yapıyorsun. Yine yapıyorsun. Mesela... ...karşımda dimdik durmaya çalışırken... ...kalbinin daha hızlı attığını hissediyorum.
01:35:49
Adımı söylerken bile... (Geçiş sesi) ...içinin titrediğini hissetmeliyim. (Geçiş sesi) -Aa! Öpüşecekler mi? -'Kiss' mi geliyor? Kalbim orada değil. Ama kalbin burada. Duyuyorum. Kalbim burnumda mı? Bakayım. (Kalp ritmi) Kalbini duyuyorum. Yarın evleniyorsun. Yarın evleniyorsun! Sen de evleneceksin. Sen yarın evleniyorsun. Serkan... Geliyor, geliyor! Öp... -Ah! -Ah! (Ayfer) Allah! Üf! Kalkın, gördüler. Kalk. Ne yapıyorsun? -Aydan. -Öptü mü? Öptüğünü görmedim. Yok. 'Kiss' yok. En yaşlınız ben olduğum için... Aydancığım gel. Aydan, dizlerin iyi mi? -İyi. -Kusura bakmayın. Melo, ne olur artık otur. Benim başım döndü seni izlemekten. -Oturur musun? -Yok, olmuyor. Ben merak ediyorum. Acaba Serkan'la Eda yalnız kalabildiler mi? Kalabildilerse Ayfer abla niye öyle gülüyordu? Ben ne bileyim! Artık olmayacak. Ben, Eda'ya bir çip taktırayım.
01:37:23
Ben de rahatlayayım, Eda da rahatlasın. Böyle olmayacak. Ne çipinden bahsediyorsun Melo? Saçmalıyorsun. Ne var şunda! Tamam, çip biraz abartılı olmuş olabilir ama... ...en azından telefonu açıp 'yes'e basarak ortama koysalar... ...ben de ortamdan o konuşmayı dinlesem. Eve geldiklerinde bir daha... ...anlatmak gibi bir dertleri kalmaz. -Melo yeter! Saçmaladığının farkındasın, değil mi? Yeter. Ben çok gerildim, ne yapayım. Ben bir su alayım. Su ister misin? --Bana da getirir misin? -Tamam. (Kapı zili çalıyor) -Aa! Kim o? -Bilmem, dur bakayım. Bizimkilerin olmasına imkân yok. Daha yeni konuştuk. -(Melek) Doğru söylüyorsun. -(Deniz) Selam. (Melek) Aa, Deniz! Deniz gelmiş. Sen otur. Yemek falan istiyor musun? Bir şeyler var. -Yok canım, çok sağ ol. -Ben bir su alıp geliyorum. Tamam. -Selam. -Selam. -Eda'ya bakmak için gelmiştim ama... -Eda yok. -Peki aksi bir durum var mı? -Yok. -Ceren ben... -Ben yukarıya çıkacağım. İşlerim var. Nasıl olsa Eda da yok. İstersen çıkarsın, kapıyı çekersin... ...istersen oturur, beklersin. (Ceren) Melo, ben yukarıdayım. ("Zac Porter, Glenn Herweijer & Ben Sumner - Wild Summer" çalıyor) ("Zac Porter, Glenn Herweijer & Ben Sumner - Wild Summer" çalıyor) -Ne yapıyorsun? Yeter! -Bir şey yaptığım yok ya!
01:39:16
-Bu ne ya? -Üf! Şurada bir iki dakika... ...Dada'mı ben sabah sabah mutlu etmeye çalışıyorum. Kızım belimi küt diye kırıyordun. Tamam, sen kızma. Siz benim hayattaki en büyük şansımsınız. Sen de bizim şansımızsın canım Dada'm. Edacığım bugün yalandan da olsa, oyundan da olsa... ...o nikâh masasına oturulacak. Of! O gün bugün, evet! Bugün o gün, değil mi? Bugün nikâh masasına gidiyoruz. Of! Demeyin şunu. Gerçekten yüreğime indireceksiniz. Ben bu mevzuya hiç dayanamıyorum. Ayfer abla, dayanamıyorum falan diye bir şey yok. Gideceğiz, kızı nikâh masasına oturtacağız. Yapacak bir şey yok. Ay! Cerenciğim, bugün senin de sabah sabah Doğrucu Davutçuluğun tuttu. Hoş geldin Ceren! Lütfen artık canımızı sıkmayalım. Bugün her şey yolunda gidecek. Serkan Bolat bugün benim eniştem olduğunu hatırlayacak. -Artık yolu yok. -Benim hiç umudum yok. -Hele dün geceden sonra hiç yok. -Deme öyle. -Bu aşk pastası da hiç işe yaramadı. -Ne pastası? Aşk pastası mı dedin?
01:40:25
Hala bir dakika! O ne pastasıydı? Adı üstünde. Aşk pastası. Şöyle oldu. Baktık biz, Aydan'la işin içinden çıkamıyoruz... ...bir oyun oynayalım dedik. Doğal olsun diye de size söylemedik. Halacığım siz ne yaptınız? Ne oyunu? Bu pastanın içinde yasemin, rezene... ...maca kökü tozu. Biz yaptık onu. İşte çiftlerin arasındaki bu gerginlik falan. O tip sıkıntıları atıyormuş, böyle rahat bir konuşmak... ...bir gevşemek, bir gülümsemeler. Bu sayede belki dedik Serkan robot ya, bir gevşer, bir rahatlar. Belki bazı şeyleri hatırlar dedik. Biz de yedik. -Biliyorsun, güldük. -Siz hep yiyorsunuz galiba. Aydan da dedi ki ben evden çıkamıyor numarası yapayım da... ...belki daha kolay olur her şey dedi. -O da numara? -Evet. Siz ne yaptınız böyle Aydan Hanım, Seyfi Bey, sen? Teşkilat kurdunuz herhâlde, helikopterle falan operasyona gideceksiniz? Off abartma canım. Aman tamam hadi, bırakın ya. Bir şey olmaz.
01:41:42
Artık sıkmayalım canımızı Dadacığım. Böyle birazcık, artık... ...bir sakinleşelim, bir rahatlayalım, yeter. Nasıl yolunda gidecek ya? Nasıl düzelecek? Söyle bana. Ben daha ne yapayım? Bu şekilde bile düzelmedi... ...ben daha ne yapayım? Ne yapmadığım kaldı biliyor musun? Çıkıp seni seviyorum Serkan Bolat diye bağırmadığım kaldı. Dadacığım sen de aç bir bağır da rahatla ya. Bir sal, bir boşal artık, yeter. Bağır, bağır. -Bir bağır ya. -Ben ne bağıracağım, o bağırsın. O bağırsın kızım, o bağırsın artık. Ben zaten... ...aylardır bağırıyorum her yerde. Bir kere de o bağırsın, hatırlasın! Sen de haklısın biliyor musun? O söy... Bu akşam o lafı söyleyecek, çak. -Bağıracak. -Bağır bağır, bağırsın inşallah. (Melek) Bağır bağır bağıracak. O görür. (Müzik) -Serkan? -Anne? Ne olacak senin bu hâlin? Ne olmuş hâlime? Serkan, Eda bugün göz göre göre evleniyor. -Anne sen de mi? -Ne demek, ben de mi? En başta ben. Eda, senin hayatının aşkıydı.
01:43:26
Benim hayatımı değiştirdi, senin hayatını değiştirdi. Hayatımıza büyülü bir melek gibi geldi. Hiç mi bir şey yapmayacaksın? -Ne yapabilirim anne? -En azından git konuş. Yok anne, yeter. Ben bunları artık duymak istemiyorum. Çay içmeye korkuyorum dün geceden sonra. Yeter. (Kapı zili çaldı) Bu evin kapısı bir susmuyor. Herkes alacaklı gibi çalıyor. -Alan da yok. -Seni alsınlar da kurtulalım artık! Keşke! -(Deniz) Günaydın! -Hadi yine iyisin. Sabah sabah o elindeki ne? -Hoş geldin. -Günaydın. Afiyet olsun. -Bu ne? -Bu... ...Edacığım senin gelinliğin. Son dokunuşları yaptı Sevim Hanım. Bak bakalım, duvak falan da var içinde takmak ister misin? Ne gerek var, duvak falan? Ben alırdım aslında da. (Eda) Tamam. İyi, tamam o zaman. Belki anlamadın tekrar söylüyorum. Kız evleniyor. Gayet iyi anlıyorum. Kendi ağzınla söylüyorsun. Kız, evleniyor. Ne yapayım? Gidip evlenme mi diyeyim? Dur mu diyeyim? Seviyorsan evet. Diyeceksin ki; ben seni seviyorum ve seni kaybetmek istemiyorum.
01:44:44
-Bu kadar basit. -Değil. Anne hiçbir şey bu kadar basit değil. -Serkan sen bu kızı seviyor musun? -Anne ne önemi var? Evleniyor. Tamam mı? Kendi tercihini yaptı. Eğer beni seviyor olsaydı böyle bir şey yapmazdı. Bu kadar kolay kabullenmeni anlamıyorum. Sen giyinip bir de bugün onun düğününe mi gideceksin? Evet anne, gideceğim. İş ortağım ve onun en mutlu olacağı günde yanında olacağım. Aa De... Yaa! Eda lütfen. Vallahi bana yapma böyle şeyler. Dayanamıyorum daha bir de gözüme gelinlik sokuyorsun ya! Hala bir oyun oynuyoruz, bir yola çıktık. Son anda dönelim mi? Vaz mı geçelim, ne yapalım? Lütfen dönmeyin. Allah bir yastıkta kocatsın. Hatta torunlarınızı öpmeyi nasip etsin size. Yapmasana hala şöyle şu an. Tamam artık, lütfen bir sakin olun. Herkes beni dinlesin. Tamam, bir durun. Bu bir oyun. Oyun. Yani bu, Eda'nın son kurşunu. Belki de bu oyunu sonuna kadar oynamazsak Eda hayatının sonuna kadar...
01:46:03
...pişman olacak belki de. Bir şey olacağı da yok zaten. Merak etme. Eda, niye böyle olumsuz düşünüyorsun güzelim? (Melek) Vallahi artık çok sıkıldım. Sıkıntı geldi. Lütfen artık pozitif enerji yayalım şu evrene. Güzel bir şey olsun hayatımızda, lütfen. Lütfen bir pozitiflik. Eda, evet. Bak bir sürü insana davetiyeler gitti. Onlarca insanı kattık bu oyunun içine. Artık sonuna kadar gitmemiz gereken yerdeyiz. Duramayız. Zaten başka bir seçeneğimiz de yok. İyi, tamam. Gidiyoruz işte. Gideceğiz, ne yapacağız? Tamam. Sen de yapma böyle ya. -Olumlu düşünüyoruz. Kız, gül. -Hala. Vallahi... Ya... Tamam dedin. Kabul ettin. Son ana kadar yapma şunu bana. Tamam Eda, tamam. (Aydan) Bak, bana lütfen kızma. Ama o kızı bu şekilde bırakmaya hakkın yok. Ben bırakmıyorum anne. O evleniyor. Hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi olmayabilir. Kafayı yiyeceğim. Ya git ve konuş, onu sevdiğini söyle... ...ya da burada kal, kendini onu sevmediğine ikna et. (Duygusal müzik) (Duygusal müzik devam ediyor) (Duygusal müzik devam ediyor)
01:47:58
Aydan Hanım. Gel Seyfi. Ama siz daha hazırlanmamışsınız. Hiç içimden gelmiyor. O evden çıkamadığım zamanlar gibi hissediyorum. Demeyin öyle. Öyle ama. Ne o düğüne gitmek, ne o anı yaşamak... ...ne de insanların içine karışmak. Hiçbirini istemiyorum. Hayır, hiç öyle düşünmeyin. Ne izliyorsunuz siz? Öyle... Bir anda karşıma çıktı. Bu ikisini görünce içim gidiyor. Bir ömür mutlu olsunlar istiyorum. Serkan'ın kararlarına saygı duyuyorum ama... ...benim gönlüm Eda'dan yana. Aydan Hanım. Bence siz çok iyi bir annesiniz. -Öyle miyim gerçekten? -Öyle tabii. Serkan Bey'in Eda Hanım'la... ...mutlu olacağını düşündüğünüz için üzülüyorsunuz. Serkan aldığı kararlardan mutlu olsun da... ...varsın ben yanılıyor olayım. Şimdi biz bunları yaşayarak göreceğiz. O yüzden hazırlanıp düğüne gidelim. -Bu ne? -Onu giyeceğim. Aydan Hanım, düğünde siyah giyilir mi? Eda'nın evliliği benim için bir düğün değil Seyfi. Bir yas günü. Doğru. O zaman rengimizi belli edelim.
01:49:31
Ben de ona göre hazırlanayım. Hadi. Geç kalmayın ama. (Duygusal müzik) (Konuşmalar duyulmuyor) (Duygusal müzik devam ediyor) (Konuşmalar duyulmuyor) (Duygusal müzik devam ediyor) (Müzik) (Müzik devam ediyor) Sağ ol. (Müzik devam ediyor) Nerede kaldın Engin? Kardeşim çekilsene yolun ortasından. "Yolun ortasından?" Burası bir... Neyse. Tamam, devam et. (***)! Hayırdır kardeşim, böyle apar topar çağırdın? Ben yapamayacağım artık. Gerçekten yapamayacağım. Bu düşünceler... Yani... Hatırlamaya çalışmalar... Yanlış mı yapıyorum, doğru mu yapıyorum? Kiminleyim? Kiminle olmayacağım? Yapamıyorum artık. -Yapamıyorum. -Böyle bir günde böyle düşünmen... ...gayet normal abi. Sana hak veriyorum ama bak... ...sorunlarını bu şekilde çözemezsin. Bunların hepsiyle yüzleşmen lazım. Anladın mı? -Sen bir şey... Pardon. -Hayır. -Bir şey istemiyorum abi ben. -Nasıl istemiyorsun ya? -Niye bir şey istemiyorsun? -Ben sana demedim mi kardeşim... ...(***)? -Yine mi sen ya? Neyi? Tamam, yolun ortasındayız.
01:52:15
-Ne olacak? Al, geçebiliyorsun değil mi? -Yani. Hiç gerek yok böyle şeylere. Biz zaten çok oturmayacağız kardeşim. -Şey yapmayalım boşuna. -Tamam? Hadi. -Bir sıkıntı mı var? Gelelim mi? -Hiç öyle bir şey yok. Öyle bir şey yok. Zaten hadi abi. Hesabı ödeyelim kalkalım. Hesabı falan ödemeyeceğiz. Oturacağız burada. Tamam, lütfen devam et. -Özür dile (***) benden. -Özür dileyeceğim? -Evet. -Yok öyle bir şey. Sen lütfen devam et. Ama kardeşim lan falan olmuyor. Oo! Oo! -Şaka mı bu? -Geliyor, geliyor! Oo! (Hareketli müzik) -Hatırlıyorum Engin! Hatırlıyorum! -Neyi hatırlıyorsun? -Neyi hatırlıyorsun? -Her şeyi hatırlıyorum Engin. Eda'yı... Aa! Süper! (***) kardeşim! Neyi hatırlıyorum diyorsun? (Hareketli müzik) Sana deli gibi âşık oldum. (Müzik) -Nasıl hatırlıyorsun? -Her şeyi hatırlıyorum Engin! -(Serkan) Eda'yı hatırlıyorum. -Ne demek hatırlıyorum? (***)! (Hareketli müzik) Bu akşam gelinimsin. Sonra Eda Bolat olacaksın. Sonra da hayatımız boyunca...
01:54:00
...birlikte yaşayacağız. Hatırlıyorum! Hatırlıyorum diyorum sana. -Gerçekten hatırlıyorum her şeyi. -Dur! O zaman bir dakika! -Bir dakika! -Bir dakika! -Şöyle sağlam bir tane geçirir misin? -Ne yapıyorsun ya? Geçir sen! Yahu ne bakıyorsun? Elini korkak alıştırma, vur ya! Selam. Eda... ...o gelinliğin içinde o kadar güzel olacaksın ki. Bunun hiçbir önemi yok Deniz. Dada'm, üzülme artık. Bak, Serkan oraya gelecek... ...ve geldiğinde seni o gelinlikle görünce... ...unuttuğu her şey için pişman olacak. İnşallah. -(Melek) Güven bana -Lütfen. Ah! (Engin gülüyor) Oh! -Serkan, çenem ağrıyor, çenem. -Sorma ya. Oh! Abi, sana bir şey söyleyeyim mi? Hayata döndüm resmen. Yaşadığımı hissettim abi. -Evet. -Biz en son ne zaman... ...yaşadık böyle bir şey? Londra? Londra'da futbol üzerine bir münakaşaya girmiştik. -Evet. İrlandalılarla. -Evet. İrlandalılar. Güzel dayak yemiştik. (***). Gerçekten hatırladın mı her şeyi? İnanır mısın? Herif vurdu... ...bir anda her şey gözümün önünden geçti.
01:55:32
Tamamen, Eda'yla yaşadıklarımızı, ona aşkımı... ...her şey birden yerine oturdu. Şaka yapıyorsun. -Abi müthiş! -Müthiş de kime göre müthiş? Engin, birkaç saat sonra evleniyor Eda. Benim için mi müthiş? Onun için mi müthiş? Yani hiç müthiş değil. Tamam, doğru söylüyorsun da yani... ...hiçbir şey için geç değil ki sonuçta. Nasıl geç değil Engin? Geç işte. Üf! Hadi, artık çıkalım mı hayatım? Hayatım ne Deniz ya? Yok, yanlış oldu. Lafın gelişi öyle söyledim. Öyle demek istemedim. -(Deniz) Öyle bir şey değil. -Abi, delireceğim. Sen niye ağlıyorsun Ayfer ablacığım? Rica ediyorum. Gerçek düğün mü sanki bu? Ben dayanamıyorum. Bir şey de gelmiyor elimden. (Melek) Allah'ım ya Rabb'im. Canım benim, hisli, duygulu ablam. Gel, ağlama ne olur. Ağlama. Gergin misin çok? Gergin? Hissettiğim şeylerin yanında söylenecek söz değil gerginlik. On tane olumsuz duygu varsa ben on bir tane hissediyorum. Keşke elimden bir şey gelse de yardımım dokunsa. Of, hadi gidelim! Hazırlanayım, çıkalım ya. Ne olacaksa olsun artık.
01:56:50
(Ayfer ağlıyor) Bak ama o da üzüyor kendini. Yapma, ne olur ya. Ben vallahi dayanamıyorum. Gelinlik... Ne demek abiciğim her şey için geç? Çok geç falan değil. Bak, kimse birbirine evet dememiş. -İmzalar atılmamış. -O yüzden farkındasın değil mi... ...birazdan evlenecek yani. -Tamam, ben de onu diyorum. Henüz evlenmeden, evlenmemişken git ve... ...ona anlat her şeyi. -Yapamam bunu. Yapamam. Ne yapacağım? Düğünü mü durduracağım? Yapamam yani. Çok denedi. Bak, gerçekten çok denedi. O çok denedi. Yani şimdi... ...bugünü mü bekledim? Olmaz, ayıp, ayıp. Hayır, erken mi geldik? Kimse gelmemiş ki. Gelmemişler yani. -Gel benimle sen. -Ne oluyor ya? -Sen gel, gel. -Koşturuyor... Erdem, ne yapıyorsun? Buradan böyle gelenleri karşılayalım biz de. Niye biz gelenleri karşılayalım? Biz kız tarafı mıyız, erkek tarafı mıyız? Düğün sahibi miyiz biz? Sen kız tarafı ol, ben erkek tarafı olurum artık. Ne kadar saçma bir şey. Merhabalar efendim. Merhabalar. -Merhabalar. Merhabalar. -(Leyla) Merhaba. -Merhaba. -Hoş geldiniz. -(Leyla) Hoş geldiniz. -Hoş bulduk. Hoş bulduk. Kimse gelmedi mi daha? Tam sorduğunuz anda... Aydan Hanım? Aa!
01:58:03
Cenazeye geldiler herhâlde. Yanlış. -Hoş geldiniz Aydan Hanım. -Hoş bulduk. (Leyla) Başınız sağ olsun. İyi misiniz? Biraz ağlamaklı gibisiniz. Gözüme toz kaçtı. Cenazeye gidiyor gibisiniz. Gerçi ben de... (Fısıldıyor) Serkan'ın sana kalması cenaze zaten. -Daha büyük acı mı olur? -Bir şey mi dediniz? Kapı çarptı galiba. Öyle bir ses geldi. -Cereyan yaptı. -Evet. -Ben geçeyim o zaman. -Buyurun, lütfen. Biz de gidip acımızı yaşayalım. Aynen, buyurun. Allah'ını seversen, yürü biz de geçelim ya. Saçma sapan hareketler. Yürü. Asık surat ya. Eda, canım biraz sakin ol lütfen. Olamıyorum ben sakin falan. Biz neden bu oyunu oynadık? Serkan beni hatırlasın... ...böyle görünce duyguları tetiklensin... ...beni hatırlasın diye. Ee, nerede? Yok. Ortada yok. Ki gelmeyecek de. Hayır, gelecek Eda. Sakin ol. Olumsuz enerji yayma. Gelecek de, gelsin. Zaten gelecek. -Nerede o zaman? Gelsin! -Gelecek. Yoldadır. -Yoldadır. Yoldadır güzelim. -Yok, gelmedi işte. Gelecek. Melo, var mı bir haber? Var de. Bir şey de. Yok. Ama şöyle... Pırıl'la konuştum. Pırıl dedi ki "Daha Engin de gelmedi." dedi.
01:59:28
"Engin'le beraberdir. Onlar beraber gelirler." dedi. Bence hiç panik yapmamıza... Bak, ne kadar güzel olmuşsun sen. Bu ikinci gelinlik bence daha çok yakıştı sana. Çünkü sade. Yalnız bir gelinlik. Benim gibi. Böyle bekliyor o da. -Gelecek. -Öyle de demeyelim ya. -Gelmeyecek işte. -Ya gelecek! Melo, bir şey söylesene. Ama artık pozitiflik. -Bir arzunuz var mı? -Bir arzumuz yok. Sağ ol. Memur geldi mi, nikâh memuru? Buradayken biz çok ilgilenemedik. Evet efendim, geldi. Kendisine dinlenmesi için bir yer tahsis ettik. -Süper. Çok sağ ol. -Deniz? O nikâh memuru... ...gerçek bir nikâh memuru değil, değil mi? (Gülüyor) Ben her şeyi hallettim diyorum. Biraz güvensenize bana. Gergin ortam yaratılıyor. (Müzik) Bu ne hâl ya? Nereye, cenazeye mi geldiniz? Ne yapıyorsunuz? Benim için cenaze. -Acımız büyük. -Belli. Serkan nerede? Birkaç saat önce (***), geleceğim dedi. -Gelecek, değil mi? -Maalesef. Yok abi, yok. Olmaz. Yani siz... Serkan, bu kızla bir sürü anı biriktirdiniz. Bir sürü yaşanmışlığınız var. Artık bunların hepsini hatırlıyorsun.
02:00:55
Evet Engin. Hatırlıyorum ama... ...dediğim gibi. Çok geç. Maalesef çok geç. İyi, peki. Pırıl mesaj atmış. Ben... -Nikâha mı? -Nikâha gideceğim. -Gideceksin? -Ne yapayım? Bak Serkan, benden sana bir dost tavsiyesi. Bu kız bu ilişki için çok çabaladı. Çok çabaladı. En azından senin her şeyi hatırladığını... ...bu yaşananların aslında bir rüya olmadığını bilmeye hakkı var. Anlatabiliyor muyum? (Duygusal müzik) (Aydan) Edacığım. Aydan Hanım. Biraz konuşabilir miyiz acaba? Tabii. Ceren'le bizim işimiz vardı zaten. İşimiz vardı bizim. Ben de sizinle geleyim. Edacığım. Ne kadar güzel olmuşsun. Teşekkür ederim. Ben hep senin benim gelinim olmanı istiyordum. Sen benim hayatıma girdin. Hayatımdaki en büyük travmamda bana yardımcı oldun. Ama daha da önemlisi, ne yaptın biliyor musun? Benim oğlumun hayatını güzelleştirdin.
02:02:41
Bir anne daha ne isteyebilir ki? Bir kadın gelsin, çocuğunun hayatını en güzel şekilde değiştirsin. Keşke bu bir veda konuşması olmasaydı. Keşke hayatımıza hoş geldin konuşması olsaydı. Ama hayat böyle bir şey işte. Bazen istemediğin şeyler başına geliyor. Evet, bu bir veda konuşması ama... ...sen bundan sonra hep benim kızım olacaksın. Hep. (Duygusal müzik) (Müzik) Gitme. Lütfen kal... Kal benimle. Serkan, rüya görüyorsun. Çok soğuk. Sen beni hiç bırakmadın. Ben de seni bırakmayacağım. (Müzik) Ee... (Boğazını temizliyor) (Düğün müziği çalıyor) (Alkışlıyorlar) Gerçek görünsün diye. -Gelmedi mi? -Gelmedi. O zaman biz ne yapıyoruz burada? İnsanlara bu yalan bir düğün diyemeyeceğine göre yürü. Nikâha çıkıyorsun, ne yapacaksın? Rahatla biraz.
02:05:10
-Hadi, hadi, hadi! -İyi, tamam ya. Dur. (Alkışlıyorlar) (Gerilim müziği) Yapmayın şunu bana! Yapmayın şunu! Hayır... Şimdi mi ya? (***)! (Gerilim müziği) Hayır, gelme! Gelme, gelme, gelme! (Korna çalıyor) Gelme! Gelme dedim sana! (Kornalar çalıyor) Siz de mi ya? İnanmıyorum ya! Gerçekten inanmıyorum ya. Tamam, tamam... Yetişemeyeceğim. Yapacak bir şey yok. Koşuyorsun. Yapacak bir şey yok. (Nikâh memuru) Sevgili çiftimiz, değerli konuklar. Bugün Deniz Karsu ve Eda Yıldız çiftinin... ...nikâh akdini gerçekleştirmek için buradayız. Yaptığınız başvuru sonucunda belgelerinizde bir... ...eksik görülmemiş olup... ...evlilik akdinizi engelleyecek herhangi bir duruma rastlamadık. Siz, Eda Yıldız, hiçbir baskı altında kalmadan... ...Deniz Karsu'yu eş olarak kabul ediyor musunuz? -Melo. -Efendim Dadacığım? -Gelmedi. -(Melek) Gelmedi. Eda Hanım?
02:07:12
Evet de, bir şey değil. İnsanlar şu an... Yapacak bir şey yok. Sahte zaten. Cevabınızı bekliyoruz. Evet. (Alkışlıyorlar) (Gerilim müziği) Eda! (Heyecanlı müzik) Selin. Her şeyi hatırlıyorum. Ve çok özür dilerim ama bunu yapmak zorundayım. Özür dilerim Selin. -Ver, ver (***), ver. -Al Engin. (Serkan nefes nefese) Ee... Ben, ben, ben her şeyi hatırlıyorum. Her şeyi hatırlıyorum. Seni, beni... ...aşkımızı. Seni çok seviyorum. Yaşasın! Ve evlenemezsin. Evlenme. Evlenmedim. Zaten evlenmedim ben Serkan. Evlenmedim ben. Bu nikâh zaten gerçek değildi. Ben, sen hatırla diye oyun oynadım. (Duygusal müzik) (Duygusal müzik devam ediyor) (Nikâh memuru) Bir dakika. Bir yanlış anlaşılma var. Bu gerçek bir nikâh. Ve ben resmî bir nikâh memuruyum. Bu iki kişi resmî olarak evlendiler.
02:09:48
-Ne? -Pardon? (Gerilim müziği) Anlamadım, ne demek bu? ("Aytekin Ataş - Sen Çal Kapımı" çalıyor) "Bu yalan bir mecburiyet, yoksa sana vurgun değilim" "Ama gözlerimde bir ışık, kalbimin tıkırtısı" "İçim içime sığmıyor, ya bu neyin kıpırtısı" "Dön yüzünü gökyüzüne, bak bir aşkın yıldızına, aman" "Parlayacak, sönecek, biliyorum" "Her şey olur, her şey biter" "Bir yıldız gökyüzünde kayar yiter" "Her şey olur, her şey biter" "Yalnızlık hep aynaları mesken tutar" "Her şey olur, her şey biter" "Yalnızlık hep aynaları mesken tutar"

DOWNLOAD SUBTITLES: